Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
17 Mayıs 2020, Pazar 19:03 · 63 Okunma
Çocukluk Çocukluk öyle bir şeydir ki ne kadar büyürsek büy - Sözümoki

Çocukluk


Çocukluk öyle bir şeydir ki ne kadar büyürsek büyüyelim, peşimizi bırakmayan bir şeytan veya bir melektir. (Şeytan ve melek kavramları yanlış anlaşılmasın. Çünkü çocuklukta yaşadığımız iyi olayları melek tabiriyle, bize derinden acı vermiş ve hala acı vermeye devam eden olayları ise şeytan olarak nitelendirdim.) Nereye adım atarsak atalım, hangi mertebeye yükselirsek yükselelim bizi asla terk etmez. Çocukluğumuzu hatırladığımızda, bazılarımızın yüzünde kocaman sevimli bir tebessüm, bazılarımızın yüzünde ise buruk bir üzüntü meydana gelir. Çocukluğumuzda yaşadığımız olaylar, bizleri ileride bambaşka insanlar haline getirir. Kendimizi bulduğumuz bu yolda, en önemli olanı ise kalbimizdeki iyiliği ve sevgiyi kaybetmemektir. Şimdi ben neden böyle bir cümle kurdum, bunu bir sorgulayalım.

Bazı insanlar, küçüklükte yaşadığı acılar yüzünden kalbindeki iyiliği ve sevgiyi tamamen kaybetmiştir. Bazıları, kendisini tamamen sevgiye ve duygusallığa adamıştır. Bazıları ise kendisini sevgiden mahrum edip işlerine yoğunlaşmıştır. Aslında sayılması gereken çok fazla karakter, tür ve değişimler mevcut. Bu konuyu anlatırken, genellikle kendimiz ve çevremizdeki insanlar bu tür insanlara dönüştüğü için bunları sıralamanın faydalı olacağını düşündüm. Bu konu hakkında da hayali karakterimizin bulunduğu bir hikaye anlatmak istiyorum. Bu hikayede Sevinç adında şirin mi şirin bir kızımız var ama hayatı da şirin mi bunu okuyacağımız yazıda göreceğiz.

Sevinç, babasının geninde bulunan bir hastalıkla dünyaya geliyor. Şöyle, babasının daha önceden evlenmiş olduğu başka bir insan ile olan çocuğunda da aynı hastalıktan varmış. Babası, diğer çocuğunu ameliyat ettirip iyileşmesini sağlıyor ama Sevinç için hiçbir şey yapmıyor. Zaten "bu benim çocuğum değil" diyerek Sevinç'i ve annesini terk ediyor. Sonrasında Sevinç, belirli bir yaşa geldiğinde annesi ile bu hastalığın tedavisini bulup tedavi ettirmek için hastaneye gitmeye başlıyorlar. Uzun uğraşların sonunda hastalığın tedavisi bulunuyor ve Sevinç üç kere ameliyat olarak bu hastalıktan kurtulacak diye konuşuluyor. Birinci ve ikinci ameliyatta her şey çok güzel gidiyor ama üçüncü ameliyatın 2. akşamı Sevinç bir anda kendini çok kötü hissetmeye başlıyor. Yüzü ve bedeni sapsarı oluyor, nefes alışverişleri yavaşlamaya başlıyor. Ertesi günü doktorlar film çektirmeye yolluyorlar ve çıkan sonuçta Sevinç'in karnındaki dikişlerin patlamış olduğunu öğreniyorlar ve tekrardan ameliyat serüvenleri başlıyor. Bunlar yaşanırken, Sevinç sadece 6 yaşındaki bir çocuk. Ne kadar dayanabilir ki bu kadar acıya değil mi?

Burada herkesin aklında bir soru işareti oluşuyor, Sevinç öldü mü?

Tabi ki hepimiz o yaştaki çocuğun dayanamayıp öleceğini düşünürüz ama Sevinç hayatla savaştı. Ameliyat serüvenlerinin hepsinden bahsetmeyeceğim, sadece şunu söyleyebilirim, Sevinç 12 kere ameliyat oldu ve iyileşti. Ben Sevinç'in çok güçlü bir kız olduğunu düşünüyorum. Babasının onu terk etmesine rağmen ve bunca ameliyat olmasına rağmen o hayata tutundu. Ameliyatları yüzünden okula geç başladı. 1.sınıfta, hem 2.sınıfın hemde 3.sınıfın dersini aldı ve sadece 1 senenin sonunda 4.sınıfa geçti. Sevinç, 4.sınıfa geçtikten sonra çocukluğunda yaşadığı travmalar yüzünden bir dönem gerçekten kötü bir insan oldu. Hiç kimse onu sevmiyordu. Herkes ondan nefret ediyordu. Taki... Sevinç, kötü bir insan olmanın ne kadar yanlış bir şey olduğunu öğrenene kadar. Hayatının geri kalanında insanlar tarafından her zaman sevildi. Çünkü o doğru yolu buldu ve iyi bir insan oldu. Kendisini hiç sevmemesine rağmen azminin, gücünün ve hırsının farkına vararak en son olarak kendisini sevmeye başladı. Hala hayatta mücadele halinde, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Çevresindeki insanlara her zaman sevgiyle yaklaşıyor.

Şu an Sevinç, bir üniversite öğrencisi ve hala başaramadığı şeyleri başarmaya çalışıyor. Eminim ki hayallerinin hepsini gerçekleştirecek. Bu azim varken herkes her şeyi yapabilir.

Bu yazının sonuna gelirken. Umarım bu hayat hikayesi, bazılarımızın hayatının şekillenmesinde yardımcı olur. Çünkü yaşadığımız hiçbir şey bahane değildir. Yapmanız gereken tek şey savaşmak ve sorumluluklarınızı yerine getirmek. Çevrenizdeki insanlara ne olursa olsun iyi davranmaya çalışın. Kendinizi ne olursa olsun sevin. Çünkü bu hayat sizin, bu hayatı bir kere yaşıyorsunuz. Hayatınızı, kendinize cehenneme çevirmeyin. Cennete çevirin ki, hem siz hem de yanınızdaki insanlar ışıl ışıl parlasın.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
2020 haziran ayında mutlaka yapacağın 3 hedef?