Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
Çünkü O Erk(ek)tir. - Sözümoki
11 Aralık 2019, Çarşamba 16:00 · 203 Okunma

Çünkü O Erk(ek)tir.

Her coğrafyada kadın olmak zor belki ama bizim ülkemizde ayrı bir zor. Mahallede hevesle top oynamak istersin ‘ne işin var topla? denildiğinde ya da bisikletten düşüp dizlerini kanattığında evdekilerin "bisiklet tepelerinde ne işin var senin oh olsun erkek Fatma" diye bağrıldığında sessizce başlar kadın olmak. Anlarsın ki mahallede oynarken erkek olmak daha avantajlıdır, çünkü onlar erkektir, ama sen el kadar halinle şaşkın, kafası karışık bir kadınsındır. Öyle güneş batana kadar dışarıda oynamak yakışmaz kız kısmına. Ev işlerini öğrenmenin vaktidir. Sonra evlendiğinde el adamına hizmette kusur ettiğinde “nasıl yetiştirmiş annesi bu beceriksizi” derler. Musluğa yetişmek için ayaklarının altına tabure koyarsın ve ilkokul seviyesinde bulaşık yıkamaya başlarsın. Hizmet etmeyi en iyi şekilde öğrenmek kız çocuğu için gerekli bir vazifedir. Çünkü hizmet edilen bir erkektir. Ergenlik dönemini ben kendi adıma hiç hatırlamıyorum. Bizim zamanımızda ne ergenlik döneminden ne de özelliklerinden bahsedilmezdi, aile ise bunu anlayacak ve kabul edecek durumda değildi zaten. Bu şekilde karşılaştırma yaptığım zaman kendimi zamanın çok gerisinde hissediyorum. Ya da bu zaman sadece akıp gitmekte..Zihniyet çok değişmeden, sadece şekil değiştiren nesnelerden ibaret bir dünya oluşmakta.Hala benim çevremde ergenliğe erken girdiği için, fiziksel özellikleri bakımından daha erken gelişim gösterdiği için ilkokuldan sonra okula gönderilmeyen kız çocukları var. Sorduğumda ‘ben onunla baş edemem’ diyen bir baba ile karşılaşıyorum. Kendi hemcinsinden kızını korumak adına başka birine erken yaşta gelin verip, onların tabiri ile başını bağlamayı tercih ediyorlar.
Adaletin, sevginin, ölçünün, muntazamlığın ifade temsilcisi olan ne Kuran-ı Kerim’de ne de diğer kutsal kitaplarda kadına dair değersizlik ifadelerine rastlanmadığı halde, atasözü kıvamında ortaya atılan ‘erkeğin elinin kiri’, ‘kızını dövmeyen dizini döver’, ‘kadın izin vermezse erkek gelmez ki bu kibarca bir tabir çünkü henüz göremediğim ama sallamakta olduğum bir kuyruğumun olduğu da iddia ediliyor. Up uzun bir pekiiiii desek neler neler var söylenmesi gereken ama yüzeysel olarak önemli bir geçiş yaptığımızda; Nisa suresi 30. Ayette:
“ Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar.” Ayette ne kadar açık ve güzel bir şekilde ifade edilmiştir oysa korunmanın iki taraflı olması gerektiği. Bu sadece kadınların sorunu olsaydı yüce yaratıcı erkeklere bu şekilde seslenir miydi? Bizim toplumumuzda ne yazık ki belli bir zihniyet bu tarz konularda tek başına kadını suçlamaya meyillidir. Sapkın davranışların temeline dayanak oluştururken belli ki karşıyı suçlamak daha kolay bir bahane oluyor. Kadın izin vermezse erkek yaklaşmaz, kadın tahrik etmese erkek yapmaz ve illaki de baştan çıkarma olayı varsa bu kadının suçudur. Erkek kelimesinin kökündeki “erk” güç, kudret ve iktidar anlamına gelmiyor muydu? Kadın için erkek ne demekti? Karşı cinste gerek duyduğu şey neydi ve neden farklı yorumlanıyordu? Asla feminist savunmalara giren biri olmadığım halde “kötü kadın” ibaresinin erkekteki karşılığının neden olmadığına da ayrıca anlam veremiyorum. Kötü kadınla birlikte olmayı tercih eden erkek aynı zamanda kötü erkek değil midir? Ama mantıksal çıkarımlar ikili ilişkiler için her zaman sağlama yapmaya izin vermiyor. Güçsüz ve savunmasız olduğu için bastırılmış duyguların ve sapkın davranışların en elverişli biçimde uygulanması için tercih edilen bir cins haline gelmeye ne zamandan beri başladık? Hiçbir kadın geleceğini bir erkek teminatında görmek istemez diyorsak, miras dağılımında önce erkek değil kız çocuklarımıza bir şeyler bırakmayı düşünmek gerekir. Sonrasında sorgulamadan verdiğiniz kızlarınızın ekonomik gücü olmadığında mecburi çekecek bir çilesi de olmamalı. Gücünü daha zayıfta göstererek özgüven kazanmayı insanlıktan sayanlara karşı asıl desteklenmesi gereken kız çocuklarımızdır. Ekonomik gücü olan kadınlara karşı kocalarının ses tonu, tavrı dahi değişmektedir. Karısı daha fazla para kazınıyor diye çekinen, kendi kişiliğini hiçe sayan, aciz erkekler de vardır ki bunların davranışları da “kene şiddeti” dediğimiz ayrı bir türdür. . Daha kadın maaşını almadan harcanacağı yer planlanıyorsa bu gücün tanımını daha ayrıntılı yapmak gerekiyor. Kadını bu anlamda kötü duruma düşüren yine güvenmek istediği erkek oluyor. Bu babası da olur, kocası da, sevgilisi de…Erkek olmak; ne olursa olsun adaletli bir duruşu temsil etmek , değerlerine sahip çıkarken, karşısındakinin de aynı değeri hak ettiğini unutmamak demektir. Erkeğe” adamlık” sıfatını veren de bu özellik olmalıdır. Kadın üşüdüğünde ceketini veren, otobüste ayakta kalmasını istemeyen, kadının kuruşuna tenezzül etmeyen, ne olursa olsun arkasında değil, önünde set oluşturan erkekler de vardır. Ayrı bir saygıyı hak eden bu erkekler ne yazık ki genel kaideyi bozacak kadar fazla olmadıkları için hemen hemen her gün acımasızca işlenen kadın cinayetlerine ve kadına uygulanan şiddete tanık olmak durumundayız. Bir de psikolojik şiddet vardır kiii onu yaşamak ayrı bir acıdır. Yaşarken ölmeyi en iyi ifade eden şiddet türüdür. Beni sev, sahiplen ve saygı duy yeter diyen kadına karşı gösterilen tepki, erkeğin kariyerine, eğitimine bakmaksızın aynı olmaktadır. Ben böyleyim, değişemem ama seni de bırakmam, beni bırakırsan sonunu hesapla, kendine çok güveniyorsun acaba başka bir alternatif mi var? , gideceksen çocuğu unut, eğer çocuk ben de kalırsa onu bir daha göremezsin, annesini kötü tanımasını ister misin? Bu cümleleri çoğaltmak benim canımı o kadar yakıyor ki, adam sıfatına laik insanları tanımasam adeta karşı cinse nefret duyacak duruma geliyorum. Çocuk için devam eden birçok evliliklerde bu tarz baskılarla kadın ruhuna eziyet edilmeye devam edilmektedir. Zayıf noktanızı keşfeden, ihtiyacınız olan şeyi anlayan başka bir erkek de bundan istifade ederek koruyucu rol oynamaya başlar. Ta ki elini koyduğu taşın altından su çıkana kadar. Bunlar da “istifadeci şiddet” grubuna girer. Birçok kadınla konuştuğumda bir babanın kızına gösterdiği sevgi tarzında sahiplenme duygusu ile karşılaşıldığında başka bir erkeğin gölgesinde dinlenmenin tercih edilebileceği de olağan bir durum olabiliyor. O zaman kadının sıfatı o kadar kötü oluyor ki, sebep kimsenin umurunda olmadan karalama başlıyor.
Sonuç şu mudur yani?
İstemesen de suçlusun istesen de, Sevsen de suçlusun sevmesen de ,nefes almak istersin ama boğulursun,İnandırılmak için uğraşılıp kandırılırsın, güvenirsin ama harcanırsın. Kimse arkasında bıraktığı cenaze ile ilgilenmez, kendi arkasını toplamak her daim önceliklidir. İz bırakmadan yok edilir kadının ismi. Çünkü ses çıkaramazsın, çıkarsan da seni rezil edecek pozisyondaki erkek yine seni sevdiğini söyleyen ama bencillikte sınır tanımayan aynı erkektir. Ve o erkek, bir babadır da aynı zamanda. O baba kızının annesine bunu yapmakta sakınca görmez. Hatta bununla yetinmez kendine inanan başka kadınlara da bulaşır. Çünkü o erkektir. Sadece erk’i ile hareket eder. O erk, bizim düşündüğümüz samimiyet gölgesindeki ne bir çınar ne de şefkatle bakan gözdür. O sadece erkektir.
Öyle sessiz köşelerde büyük çığlıklar atılıyor ki aslında, bize yansıyanı devede kulak kalıyor.







Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
2 kişi beğendi ·
  • Gunes Toprak
    Gunes Toprak Emeğine sağlık 👍
    14 Aralık 2019, Cumartesi 19:14
Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Yiyip yiyip kilo almayanlar hakkında görüşlerin neler?