Seni büyüdüğün evde dağıtmışlarsa,
yaşadığın hiçbir yerde toparlanamazsın.
Masada dört kişi otururuz,
ama ben hâlâ yalnızım.
Kaşıklar aynı tabağa batar,
gözlerimiz ise bambaşka diyarlarda.
Duvarlar aynı,
ama sıcaklık çoktan kaçmış.
Konuşuruz, güleriz bazen,
yine de içimde bir çocuk ağlar durur;
“Eve dönelim” diye.
Artık hiçbir kapı açılmıyor bana,
çünkü anahtarım o evde kaldı.
Ve ben, dağılan bir evin ortasında,
hiçbir yerde toplanamadan
yaşlanıyorum sessizce...