Balık, denizi hep dışarıda sandı. Ulaşılması gereken, hak edilmesi gereken bir şey gibi baktı ona. Oysa deniz, balığın içindeydi; nefesinde, yön duygusunda, cesaretinde… Balık bunu fark edene kadar, hep eksik hissetti kendini. Kalabalıkta kayboldu, bollukta yoksul kaldı.
İnsan da böyledir. Çoğu zaman sahip olduklarını görmez, göremediklerine doğru yıpratır kendini. Kalabalıklar içinde yalnız, imkânlar içinde çaresiz hisseder. Çünkü denizi başkasının denizi sanır; kendi derinliğini unutmuştur.
Unutma:
Herkesin bir denizi vardır ama herkes o denizde yüzmeyi bilmez. Çokluk, anlam demek değildir. Bolluk, farkındalık olmadan yük olur. Asıl mesele, neredeyken kim olduğunu bilmektir.
Kendini küçümseme; belki de aradığın şey, seni taşıyan suda saklıdır.
Yavaşla. Bak. Duy.
Denizi fark eden balık, artık kaybolmaz.