Bazı acılar vardır; ne anlatılır, ne de unutulur. İnsan sustukça büyür, büyüdükçe içine çöker. Dışarıdan bakanlar sadece sessizliği görür, oysa sessizliğin altında kopan fırtınaları kimse duymaz.
Hayat bazen öyle yükler bırakır ki omuzlarına, güçlü olmak bir tercih değil, mecburiyet olur. Gülümsemek bile yorgun bir kalbin son direnişidir. Çünkü bazı yaralar zamanla kabuk bağlamaz; sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir.
Derine dalmamak gerçekten elde değildir. Sevdiğini kaybettiğinde, hayallerin yarım kaldığında, güvenin kırıldığında yüreğin ister istemez en karanlık yerine çekilir. Ama unutma; denizin en derin yerinde bile, yüzeye çıkmayı bekleyen bir nefes vardır.
İnsan, en çok kırıldığı yerden olgunlaşır. En karanlık geceler, en güçlü sabahlara gebedir. Yeter ki umudunu, acının ellerine teslim etme. Çünkü hayat, seni yıkan fırtınalarla değil; o fırtınalardan nasıl çıktığınla hatırlayacaktır.
Ve bazen en büyük cesaret; derinlere batmış bir yüreğin, yeniden gökyüzüne bakabilmesidir.