Herkesin yırtığını sabırla diktik,
Parmaklarımızda başkalarının acısı…
İğne bize değilmiş gibi davrandık,
Sanki can hep başkalarına aitmiş gibi.
Yaraları sardık, kanı susturduk,
Gözyaşlarını gizlice içimize akıttık…
Birilerine merhem olurken biz,
Kendi sızımızı susturmayı öğrendik.
Ama sıra bize gelince…
Ne ip kaldı elimizde, ne de sabır…
Bir düğüm çözüldü içimizde sessizce,
Ve her şey yarım kaldı bir anda.
İğne bu kez derine battı,
Canımızdan geçti, ses etmedik…
Çünkü alışmıştık,
Kendi acımızı bile başkasına göstermemeye.
Anladık ki;
Herkesin yarasına çare olmak kolay,
Ama insanın kendi yarasına dokunması…
En zor, en geç öğrenilen şeymiş.
Ve o gün öğrendik:
İyileştiren eller bile
Bazen en çok kendi kanar…