İnsan dediğin, önce kendine saygısını korumalı;
Ne çıkarı uğruna karakterini satmalı,
Ne üç günlük dünya menfaati için başını eğmeli,
Çünkü insanı insan yapan, duruşudur, şerefidir, haysiyetidir.
Bir kere eğildin mi, alışır boynun yere bakmaya,
Bir kere sustun mu, başlarsın haksızlığa katlanmaya,
Bir kere sattın mı vicdanını üç kuruşluk dünyaya,
Sonra ömrün geçer, kendini yeniden bulmaya.
Az olsun sofrandaki ekmeğin, ama alnın açık olsun,
Dostun az olsun, ama yanında duran gerçek olsun,
Yolun dikenli olsun, ama yürüdüğün yol senin olsun,
Yeter ki aynaya baktığında gözlerin huzurla dolsun.
Herkesin önünde eğilme, makamı var diye,
Her söylenene boyun eğme, menfaati var diye,
Unutma, insanın değeri cebindeki parayla değil,
Duruşuyla ölçülür, ardında bıraktığı izlerle.
Hafız, iyi dinle hayatın en ağır dersini,
Her kazanç kâr değildir, her kayıp da zarar değil.
Bazen kaybetmek, insan kalabilmenin bedelidir,
Bazen susmak değil, dimdik durmak asıl zaferdir.
Öyle bir hayat yaşa ki, kimseye minnetin kalmasın,
Bir lokma ekmek için vicdanın pazarlığa çıkmasın,
Düşsen de kendi doğrularından vazgeçme,
Yeter ki başın eğilmesin, yüreğin kararmasın.
Çünkü bazı insanlar vardır, gülerek satar onurunu,
Bir makam uğruna unutur dününü, bugününü, yarınını,
Dün omuz omuza yürüdüğüne bugün sırtını döner,
Menfaat bitince dostluk dediği de bir anda söner.
Sen öyle olma Hafız, bırak dünya seninle uğraşsın,
Bırak hak etmeyenler kendi gölgelerinde yaşasın,
Sen doğruluktan ayrılma, varsın yolun uzasın,
İnsanın en büyük serveti, arkasından güzel anılmasıdır.
Ne zenginlik kalıcıdır ne de makam sonsuza kadar,
Bugün alkışlayan eller yarın unutabilir seni,
Ama bir insanın kalbinde bıraktığın güzel iz,
Yıllar geçse de yaşatır senin gerçek değerini.
Unutma, her kapıdan girmek marifet değildir,
Her sofraya oturmak da şeref değildir,
Bazen davet edildiğin yerden kalkıp gitmek,
Kendi değerini korumanın en güzel şeklidir.
Kimseye kin besleme, ama kimseye de kendini ezdirme,
Affetmeyi bil, fakat aynı ihanete ikinci kez yer verme,
İyi yürekli ol, ama saflığını herkesin eline verme,
Merhametli ol, fakat kendine haksızlık etme.
Günün birinde herkes kendi hesabıyla yüzleşecek,
Kiminin sözü, kiminin susuşu ortaya dökülecek,
Sen yeter ki vicdanını mahkemeye çıkarmayacak bir ömür yaşa,
Çünkü en ağır hüküm, insanın kendine verdiği cezadır.
Ve bir gün yaşlanacaksın, geriye dönüp bakacaksın,
Kimleri sevdiğini, kimler için nelerden vazgeçtiğini anlayacaksın,
İşte o gün en büyük mutluluğun şu olacak:
Kimsenin çıkarı uğruna kendinden vazgeçmemiş olacaksın.
Hafız, az yaşa ama şerefinle yaşa,
Varsın sofranda bir tas çorba, bir parça ekmek olsun.
Yeter ki alnında leke, vicdanında sızı olmasın,
İnsan dediğin, dünyadan geçerken insanlığını kaybetmesin.
Çünkü ömür dediğin gelip geçici bir misafirliktir;
Mal da geçer, makam da geçer, şöhret de bir gün biter.
Ama karakterin, duruşun ve şerefin senin imzandır.
İnsan dünyadan göçer, fakat bıraktığı haysiyet unutulmaz.
Bir kere eğildin mi, belki yeniden doğrulursun;
Ama bir kere kendine ihanet ettin mi,
En zor olan başını kaldırmak değil,
Aynaya bakınca kendine yeniden inanabilmektir.