Kalemlerini elime değil, sırtıma bastılar. Sustuklarımı cümle yaptılar, yaralarımı başlık. Bilmediklerinden değil; en iyi bildikleri yerden vurdular. Çünkü insanı en çok, kapısını anahtarıyla açanlar incitir.
Güven dediğin şey, insanın zırhını çıkarmasıdır. Ben çıkardım. Onlar baktı. Sonra o zırhı bana karşı kullandılar. Her gülüşümden bir açık, her itirafımdan bir silah yaptılar. En masum hâlim, en ağır suçum oldu.
İnsan yabancıdan darbeyi bekler, ama asıl yıkım tanıdıktan gelir. Çünkü yabancı bilmez; yakın olan bilir. Nereden susacağını, nereden kırılacağını, hangi kelimenin içini boşaltacağını… Bu yüzden ihanet sessiz olur, gürültüsü sonradan başlar.
Ama bilsinler: Yazdıkları hikâye benim sonum değil. En kötü sayfalar bile kitabın tamamı değildir. Ben onların kalemiyle karardım belki, ama kendi suskunluğumla güçlendim. Çünkü insan, en karanlık hikâyesinden bile sağ çıkabiliyorsa, artık kimse ona hikâye yazamaz.