Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
11 Aralık 2019, Çarşamba 21:09 · 73 Okunma
ESKİ GÜNLER - Sözümoki

ESKİ GÜNLER

2017’nin Şubat ayındayız.Havada yakıcı gibi görünen bir güneş var.Sahi Şubat ayında neden güneş var? Gerçi doğruya burası Ankara camdan baktığınızds güneş sizi dışarı çağırır,dışarı çıktığınızda rüzgar ve ayaz sizi eve geri yollar.Havayı sıcak zannedip dışarı çıkarsınız ama dışarıda sizi güneşin sıcaklığı değil Ankaranın ayazı karşılar



Çok meşhurdur Ankaranın kuru ayazı hele yıllar geçtikçe kar yağmur yağmamaya kışlar sadece ayazla geçmeye başladı.Ankaranın ayazı ne kadar sert olursa olsun Ankaranın insanları o ayazla mücadelel ede ede dışarı çıkmaktan hiç çekinmezler.Bazen kendi kendime diyorum ki keşke şu güzel Ankarada daha eskiden yaşasaydım.neden mi?Eğer 2017 yılında bir gençseniz büyüklerinizden sık sık duycağınız cümlelerden biri ‘Ahh! Nerde o eski günler?’ olacaktır.Bende merak ediyorum tabiî ki ne vardı da bu eski günlerde herkes o günlere hasret kalmıştı sürekli o günleriz özlediğini dile getiriyorlardı.Babama bu sorunuın cevabı tek kelimeydi: Komşuluk.Fakat mahallemizin yaşlı şirin top sakallı bakkalı muharrem amca ne zaman sohbet edebileceği bir genç görse en az on dakika anlatırdı eski günleri.Bu Ankara ayazında sabah bir şeyler almak için Muharrem Amcanın yanına geldim.Bizim buranın gençleri Muharrem Amcayı pek sevmezler Çünkü Muharrem amca telefonla oynıyan çocklara kızar ve gençleri hep eleştirirdi.Fakat ben severdim Muharrem Amcayı.Ben alacaklarımı aldıkdan sonra kasaya doğru gelirken ince ses tonuyla :Ahhhh! O eski günler diye başladı yine söze ve ah o telefonlar varya telefonlar hep onlar yüzünden insanlar bir birleriyle konuşmuyorlar diye devam etti. Bende:’telefonun ne suçu var Muharrem Amca telefonu yanlış kullanan insanlar yüzünden konuşamıyoruz birbirimizle dedim.’
- Öyle ama evlat telefon olmasa onları yanlış kullanan insanlarda olmazdı
-Haklısın Muharrem Amca ama telefon olmasa her gün kızını arayıp sesini duyamayacaktın
-Sanırım sende haklısın evlat ama mesele sadece telefon değilki.Eskiden burada tekl bir bina yoktu az insan vardı tüm müşterilerimin kim olduğunu bilir iyi günde kötü günde onlara yardımcı olmaya çalışırdım.Şimdi öyle mi ? dükkana gelenin sesini duyamıyorum selam versem selamımı almayacak gibi hepsi. Eskiden bankalar kredi kartları yoktu.Benim veresiye defterim vardı.İnsanlar her ayın on beşinde bankalara değil benim veresiye defterime gelirlerdi.dedi. O öyle diyince bende kredi kartımı cebime koyup yaz bunları Muharrem Amca dedim. Yüzünde ufak bir tebessüm oluştu yüzünde tebessüm vardı ama eski günleri özleminden yanıyordu içi ve sözlerine mahallenin en eski siyah binasını göstererek devam etti: Şu bina ilk yapılmaya başladığında çok sevinmiştim.İnsan sayısı artacak yeni insanlarla tanışacağız diye.Fakat evlat ne birini tanıyorum ne de biriyle dost olabildim.Sözlerini bitirdikden sonra müsaade isteyip kalktım.
Eve geldiğimde kendime ve içimdeki çocuğa birer çay doldurdum.Huyumdur çay içerken hep iki bardak doldururum biri bana biri içimdeki çocuğa. Çay içerken bir yandan da Muharrem Amcanın söylediklerini düşünmeye başladım.Ellerimizdeki telefon iletişim aracı gibi görünse de aslında iletişimimizi kesiyordu bizim.Bizler sosyal medyada farklı gerçek hayatta farklı olmaya başlamıştık.Biz sosyal medyadaki biz değildik.Gerçek hayatımızı unutup çokdan sadece sosyal medyaki kişiliklerimize özen vermeye başlamıştık.Kitaplar yerine internete sarılmıştık.Peki o veresiye defteri o sadece defter değildi. O Muharrem Amca ile müşteri arasındaki güvenin göstergesiydi. Bankalar size kredi verirken büssürü evrak isterler sonucunda da kriterlere uyarsanız verirler.Fakat Muharrem Amcanın defterine girebilmek için üzerimde para yok demeniz yeterli.O defter İnsanları Muharrem Amcaya bağlayan defterdi aslında.Peki ya o ilk yapılan bina. O bina bence dünyanın örneği. Dünyada öyle değil mi ? Büyüyor gelişiyor nüfusumuz artıyor ama insanlar kalabalıklaştıkca birbirinden kopuyor.Daha çok arkdaşımız olması lazımken bü dünya binasında tek olmayı tercih ediyoruz.İşte bu yüzden bazen diyorumki telefonların olmadığı, mektupların ve hasretlerin olduğu, bankaların olmadığı,veresiye defterinin olduğu, binaların olmadığı gecekonduların olduğu bir dönemde yaşasaydım.



Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
2020 Nisan ayında mutlaka yapacağın 3 şey?