Aşk, uslu bir çocuğun duası değil
Dağ başında yankılanan bir isyandır,
İçinde büyüttüğün o sessiz çığlık
Bir gün adını bile yakar.
Susarsın…
İçinde kurşun gibi biriken kelimelerle,
Gözlerin konuşur,
Kalbin bir savaş meydanına döner.
Konuşursun…
Her cümle bir mermi olur,
Sevdiğine değil belki,
Ama kendine isabet eder en çok.
Yazarsın…
Kanayan yerlerinden dökülür harfler,
Her satır bir yara izi,
Her nokta, yarım kalmış bir vedadır.
Ve seversin…
İşte o an
Dünya yerinden oynar sessizce,
Çünkü bir eşkıya sevdiyse
Artık hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.
Ben mi?
Ben dağlara değil,
Bir kalbin içine saklanan bir eşkıyayım.
Ya severim yakarak
Ya da susarım…
Kendimi yakarak.