Feleğin o acı hamurunda yoğuruldum
Öğütültüm taş değirmende un ufak oldum
Sevildim sandım, sevdim; Mecnun oldum
Atıldım hiçliğin kuyusuna Yusuf oldum
Geçirdi felek çemberinden hancı gibi
Koştum durmadan sağa sola meydancı gibi
Saplandı kirpikler sineme sancı gibi
Sınandım cefadan yarin hıncı gibi
Sabır taşıydım eridim, sükuta doldum
Sığmadım şu cihana kendimi yordum
Eğdim boynumu kadere, rızaya durdum
Ayrılık ateşinde kavruldum, kor oldum
Yutkundum sustum içimdeki yabancı gibi
Sarıldım derdime dilsiz duacı gibi
Tükendim yollarda yorgun bir yolcu gibi
Ruhumu yaralayan ince bir sızı, acı gibi
Çile tezgahında ilmek ilmek dokundum
Katreydim karıştım ummana yok oldum
Kayboldum gurbet elinde bir garip oldum
Döndüm pervane gibi aşkın narına düştüm
Şikâyetim kendime, feleğe kızmıyorum,
Tahtasına sitem yazmıyorum kaderin
El çektim masivadan, umut bağlamıyorum
Geçerim bu alemden bir gölge, bir anı gibi.