Bir anlık öfkeyle elimi bırakana değil,
ne olursa olsun sımsıkı tutana yanarım.
Çünkü insanı düşüren ayrılık değil,
geç kalan sadakat yakar.
Nice eller gördüm;
dokununca ısınan,
zor zamanda üşüyen...
Meğer bazı parmaklar
yalnızca güneşli havalarda sevmeyi bilirmiş.
Ben kırılana değil,
kırılırken susana incindim.
Giderken arkasına bakmayana değil,
kalabilecekken susup kalanlara darıldım.
Çünkü sevgi dediğin şey,
en güzel sözlerde değil,
fırtına koparken bırakılmayan elde saklıdır.
Ve vefa,
gözlerin gülerken değil,
dünyan dağılırken belli olur.
Şimdi anladım;
herkes yanımda yürüyebilir,
ama herkes yükümle yürüyemez.
Herkes elimi tutabilir,
ama herkes kaderime dokunamaz.
Bu yüzden artık
gidene üzülmüyorum.
Ben,
kalabilecek gücü varken
gitmeyi seçenlere yanıyorum.
Ve en çok da
bir anlık sinirle elimi bırakana değil,
ne olursa olsun tutabilecekken
tutmayanlara...