Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
01 Aralık 2019, Pazar 21:06 · 124 Okunma
GARİP MUSTAFA - Sözümoki

GARİP MUSTAFA


Sabah namazını eda ettikten sonra telefona baktım, tarih; 1 Aralık 2019’ u gösteriyor. Bu günün ailemiz için önemi bambaşka. Annemin babasının yani Mustafa dedemin vefat yıl dönümü...
Denilebilir ki; “Olabilir, herkesin dedesi vefat ediyor; diğer dedenin vefatı da o kadar önemli değil mi?” vs...
Tabii ki bütün ölümler acıdır ve yakınlarımızın ölüm tarihleri bizler için unutulmazdır lâkin Mustafa dedemin ölümü çok hazin olduğu için, tarihler 1 Aralık’ı gösterdiğinde ayrı bir hüzün kaplar içimizi.
Nasıl vefat ettiğinden burada bahsetmeyeceğim zaten yüreğim de el vermez. Yalnızca şunu belirteyim; vefatının 44. sene-i devriyesiydi yani ben daha dünyaya gelmeden yıllar önce...
Namazdan sonra pek uyku tutmadı çünkü düşüncelere dalmıştım. Annemlerin yıllardır anlattıkları, cümleler halinde zihnimden geçiyor; gözlerimden yaş olarak kendilerini bırakıyorlardı. Allah kabul etsin ruhuna Yasin-i Şerif okuyup hediye ettim. Teyzemler ile kabrini ziyarete gidecektik fakat hava yağışlı olduğu için gidemedik.
Dedemi hiç görmedim, tanıyamadım ama içimde ona karşı çok derin sevgi ve özlem vardır hep. Bugün daha da doruk noktaya ulaştı bu duygular.
Hayat hikayesine baktığımızda çok garip bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirir. Efendimiz (sav) gibi daha doğmadan babasını, küçük yaşlarda da anneciğini kaybeder. Onu bir süre babaannesi büyütür. Babaannesi; mahallede çok sevilip sayılan, sözü geçen asil bir Osmanlı kadınıdır. O da vefat edince kardeşi de olmayan Küçük Mustafa yapayalnız kalır. Yıllarca kasap yanında mezbahada çalışır, oralarda yatar kalkar. Mahalleli ve yanında çalıştığı patronları, efendiliği ve dürüstlüğünden ötürü çok severler onu.
Gel zaman git zaman Küçük Mustafa büyür, delikanlı olur ve askere gider. O vakitler askerlik 3 yıldır, gider ve 3 yıl hiç izne gelmez. Gelse de nereye, kime gelecekti ki! Ne ana baba vardı, ne ot ocak...
Askerlik bitip teskeresini alınca evine geri döner. Mahalleli onu büyük bir sevinçle karşılar. Hasretle kucaklaşıp bağrına basarlar Delikanlı Mustafa’yı. Evinin kapısını açar, yerde yalnızca bir yatağı vardır ve ondan başka da eşyası yok! Yatağını kaldırmaya çalışsa da 3 yıldır hiç kıpırdamadığı için yere yapışmıştır.
Efendiliği ve dürüstlüğü ile nam salan Delikanlı Mustafa büyük anneannemin dikkatini çeker. Anneannem de mahallenin en güzel, hanımefendi kızlarındandır ve büyük ninem kızını Garip Mustafa’ya verir. Aracılık yapan kişi de teyzemin ileride kayınvalidesi olacak olan Remziye hacıannedir. Büyük anneannem ile Remziye teyze birlikte Mustafa'nın evini temizlerler ve düzenlerler.
Dedem yıllar sonra kendi ağzından hikayeyi annemlere anlatır: “ Bir gün işten çıktım eve bir gelsem her yer mis gibi tertemiz, yeni ve güzel eşyalar ile donatılmış. Bir de öğrendim ki ben nişanlanmışım! Oturdum da kızım bir ağladım, bir ağladım ki sorma. Çünkü daha önce böyle temiz ve düzenli bir ev hiç görmemiştim.” (Annem de bunu bize anlatırken her seferinde ağlar)
Yakışıklı Mustafa ve Güzel Fatma'nın mutlu evlilikleri ve bu evlilikten de 6 tane çocukları olur. Geçimlerini patatesçilik ile sağlarlar. Annem: “ Yokluk içinde büyüdük ama babacığım çok cömert, çok insancıl biriydi. Onca kalabalığa rağmen evimizden pîr-i fani ninelerimiz, misafirlerimiz hiç eksik olmazdı. Pazar dönüşü eve gelirken arabacığına koyduğu erzakların yarısını mahalleliye dağıtır, birisi gelip borç para istediğinde hiç tereddüt etmeden çıkarır veridi.
İşte bu sebeple evimizden bereket hiç eksik olmazdı. Bizi çok sever ama çok da disiplinli biriydi. Onun yanında asla yanlış bir hareket yapamaz hele yemek hiç seçemezdik. Babamızı çok severdik ama çok da çekinirdik.
Kendisi hiç okula gidemediği için okuma yazması yoktu ama bana her gün takvim yaprağını kopartıp okuturdu. İlim öğrenmeyi çok severdi.”
Mustafa dedem vefat ettiğinde çok gençmiş, annem de 21 yaşında üç çocuk sahibi genç bir kadınmış. Vefatı ani ve çok acı olduğu için annem çok ağlıyor, kendini çok kahrediyormuş. Mahallemizde yaşlı bir hoca dedemiz vardı. Dedemin cenazesinin yıkanma ve defin işlemlerinde bulunmuş kendisi.
Cenazeden bir kaç gün sonra anneme haber yollar: ” Söyleyin o geline kendini hiç üzmesin. Babasının cenazesi öyle güzeldi ki biz yıkarken resmen gülümsüyor, teni yumuşacık ve mis gibi kokuyordu. Kefeni ve tabutu kana bulandı. Makamı şehitlerle birlikte inşallah” demiş.
İşte Mustafa dedemin hayat hikayesi kısaca böyle... Hoca dedenin de dediği gibi inşallah şehadet makamındadır.


Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
2 kişi beğendi ·
  • Ayşegül  Öztürk
    Ayşegül Öztürk O kadar babamın hikayesine benziyor ki dedenizin hikayesi hocanın dedenizin için söylediği sözlere kadar. Allah makamını cennet eylesin. 🤲
    03 Aralık 2019, Salı 21:53
  • Neşe  Kayan
    Neşe Kayan Gerçekten mi, suz de yazın bence, okumak isterim.
    04 Aralık 2019, Çarşamba 02:42
  • Neşe  Kayan
    Neşe Kayan Amin cümlemizin inşallah
    04 Aralık 2019, Çarşamba 02:42
  • Ayşegül  Öztürk
    Ayşegül Öztürk Bu platforma yeni katıldım. Daha önce yazdığım tüm içtenliklerimi buraya aktarıyorum. 🤲
    04 Aralık 2019, Çarşamba 08:55
  • Neşe  Kayan
    Neşe Kayan Ben de sizin gibi yapmıştım geçen yıl. geçen ay da kitabım çıktı darısı size inşallah
    05 Aralık 2019, Perşembe 13:55
  • Ayşegül  Öztürk
    Ayşegül Öztürk Ne mutlu size inşallah banada nasip olur 🤲
    05 Aralık 2019, Perşembe 13:57
Yazarın diğer paylaşımları;
En son gittiğin festivali / konseri bize anlat?