Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
GECE YARISI YOLCULARI / 11. BÖLÜM - Sözümoki
14 Ocak 2021, Perşembe 17:19 · 33 Okunma

GECE YARISI YOLCULARI / 11. BÖLÜM

CANDAN VE ONUR

Candan, sonunda arabasını tamir ettirecek bir yer bulmuştu. Bayağı büyük ve gösterişli bir yerdi burası. Tamir işlerinin yanısıra ikinci el araba da alınıp, satılıyordu. Dip dibe iki ayrı yerdi burası ama büyük ihtimal aynı kişiye aitti. Çünkü tabela da ortak bir ad yazıyordu: ONR.
Tamirhanenin açık kapısının yanında iki delikanlı çay içiyordu ve Candan'ı görünce muhtemelen daha genç olanı ayaklanıp, "Buyur abla." dedi. Eli yüzü düzgün, yaşı yirmiyi geçmeyen, gayet uzun boylu bir çocuktu bu. Candan tebessüm ederek, ''Merhaba.'' dedi ve arabasını gösterdi.

''Fena!'' dedi genç çocuk. Onu duyunca kirli sakalları olan diğer genç de kalktı ve arabayı incelemeye başladı.

''Abla sen ne yaptın?'' dedi gülerek. ''Fena toslamışlar!''

''Evet, ucuz atlattım.'' diye cevap verdi Candan. Çocuklar birbirlerine baktılar ve daha büyük olan arabayı içeri soktu. Küçüğü ise, ''Abla çay içer misin?'' diye sordu.

''Yok, teşekkür ederim. Arabanın işi ne zaman biter?''

''Bir haftayı bulur.''

''Daha kısa sürede almamın imkanı olmaz mı?''

Çocuk 'yok' anlamında kafasını sağa sola salladı.

''Peki.'' dedi Candan. İşlemler yapıldıktan sonra tam oradan ayrılacakken, güzel ve hareketli bir parça eşliğinde bir araba frenledi yanında. Candan olduğu yerde zıpladı. Tam arabaya dönüp, bağıracakken arabadan tüm karizmasıyla biraz önce kaza yaptığı genç adam indi.

Eleman hemen atladı,

''Hoş geldin Onur abi.''

''Hoş bulduk.'' dedi Onur ve Candan'a dönerek,

''Sen de hoş geldin güzellik. E sen benim adımı öğrendin. Ben de seninkini alabilir miyim?'' dedi elini uzatarak. Candan az önceki korkusunu üstünden atmıştı ama sinirini atamamıştı. İki arada adını da öğrendiği için mutluydu.

''Ben Candan." dedi ve devam etti, "İnsan gibi güzel güzel davranmayı ne zaman öğreneceksin sen?!''

Onur güldü ve ''Belki senin güzelliğin, benim çirkinliğimi yok eder.'' dedi gülerek.
"Bu arada ben de memnun oldum."

Onları izleyen çırağın gözleri büyüdü ve ''Vay be!'' diye haykırdı. Tam alkış tutacakken Onur, ''Toz ol lan.'' dedi. Çocuk umursamazca ''Tamam abi.'' dedi ve diğerinin yanına gitti.

Bu cümle Candan'ın da hoşuna gitmişti, gülümsemesine engel olamadı.

'Belki senin güzelliğin, benim çirkinliğimi yok eder.' Kafasında bu cümleyi tekrarlayıp duruyordu. Karşılıklı bir aşk için, tüm yalnızlığını feda edebilirdi. Onur'u tanımak istediğini fark etti.

''Burası senin mi?''

''Evet, babamdan miras.''

''Güzel yerde, güzel dükkanlar."

''Beğenmene sevindim."

Candan tebessüm etti. Daha sonra gözü istemeden de olsa arabaya kaydı tekrar. Baktıkça aklına Duygu geliyordu. Bunu gören Onur,

''Sanırım çok beğendin. Gözünü alamıyorsun. Atalım mı iki tur? Belki..."

Onur cümlesini bitiremeden, Candan araya girdi;

''Pardon, anlayamadım?''

''Cümleyi tamamlamama fırsat vermedin ki!'' dedi Onur. Sesi biraz yüksek çıkmıştı.

''Birde utanmadan bağırıyorsun!'' dedi Candan bağırarak.

Onur'un hoşuna gitmişti bu muhabbet. Sinirlenince daha da güzelleşen suratına bakmaktan alıkoyamıyordu kendini.

''Ya güzellik merak etme. Yemem seni. Neden hemen yükseldin ki bu kadar? Adım belli, sanım belli." dedi dükkanlarını işaret ederek.
"Benden sana zarar gelmez."

Böyle kendini bilmez bir insanla hala nasıl konuşabildiğini merak eden Candan, sadece bir kaç saatte bir yanının ona doğru kaydığını inkar edemiyordu. O kehribar rengi gözleri hafızasından silemezdi artık.

Ne yapacağını, bu adama nasıl davranacağını ve hatta kendine nasıl davranacağını bilmiyordu.

''Benim gitmem lazım.'' dedi. Onur biraz daha kalmasını istedi ama Candan ısrarcıydı.

''Bir daha ne zaman görüşürüz?''

''Arabamı almaya geldiğimde olabilir.''

Onur biraz üzüldü ama belli etmedi. Arabasının hazır olduğunda ona ulaşabilmesi için telefon numarasını istedi. Candan aslında kendisi için istediğini anlamıştı ayrıca çocuklara da bırakmıştı ama yine de verdi numarasını. Gece olduğunda belki bir mesaj gelirdi. Telefon numarasını verdikten sonra bir taksi çağırmasını rica etti. Onur her ne kadar ''İstersen ben seni bırakabilirim.'' desede Candan kabul etmedi ve gelen taksiye binip, evine döndü.

Akşam olmak üzereydi. Yine hava kararacaktı. Candan biraz huzursuzdu, karanlık da üstüne tuz biber olacaktı. Böyle düşünürken açlığı geldi aklına. Kalktığından beri hiçbir şey yememişti. Hemen mutfağa girdi. Ellerini yıkadı ve sonunda bir şeyler yiyebildi. Karnı doyunca biraz daha iyi hissetmişti. Arkadaşı geldi aklına. Güzel ve iyi yürekli arkadaşı ve arabası. Onur'un altındaki o siyah araba ve kafasındaki yara. Duygu'nun yatak odasındaki parlayan küçücük kan gölü. İçindeki ses gitgide onu yemeye başladı. O olabilir miydi? Adamın işi otomobillerleydi. Plakasını değiştirmiş olabilirdi. Belki de çalan adam, götürüp ona satmıştı. Kafasındakileri susturamıyordu. En iyisi müzik açıp, duşa girmekti.
Eğer tahminleri doğru çıkarsa ve o genç adamla birlikte olursa bunca yıllık arkadaşına ihanet etmiş olacaktı. Fakat adamdaki çekim gücü Candan'ın ikiye bölünmesine neden oluyordu. Neden daha sadece bir kaç saat gördüğü adama karşı böyle şeyler hissetmişti. İlk görüşte aşk mıydı bu? Yok, yok olamazdı. Bu başka bir şeyin etkisiydi. Şeytan tüyü müydü, belki... Kendini böyle avutsa da şeytan tüyü falan boş işlerdi. Bambaşka bir etkiydi bu. Sanki çok eskilerden tanıyormuş gibi, biliyormuş gibi...

Candan telefon edip, arkadaşının sesini duymak istedi ama Duygu'nun telefonu da çalınmıştı. Bir umut tekrar aradı. Yine kapalıydı onu 'sürtük' diye uğurlayan arkadaşının telefonu.

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Cümleyi tamamla: öyle bir genç ki ...................