Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
GECE YARISI YOLCULARI | 39 - Sözümoki
26 Temmuz 2021, Pazartesi 00:42 · 246 Okunma

GECE YARISI YOLCULARI | 39

Zaman geçmek bilmiyordu. Sigarası da bitmek üzereydi. Hastanede geçen günlerinin ardından kalan işlerini bitirmişti. Zaten çoğunu da çoğu kez tadına baktığı seksi sekreteri halletmişti. Taktığı mavi lensleri ve topuklu ayakkabıları ile ne kadar seksi olduğunun farkında olmayan sarı civcivi dakikasında işe almıştı. İşini çok iyi yapan, patronunun sözünden çıkmayan iyi bir asistandı Yasemin.
Son gelinlik fotoğrafını da moda evine mail attıktan sonra bilgisayarını kapatıp, ofisinden ayrıldı. Ender Bey'in yanına gidip, kahve teklifinde bulunacaktı. Amacı güzel kızının ateşini nerelerde söndürdüğünü öğrenmekti.
Kapıyı tıklattı ve "Gir!" nidasını duyduktan sonra içeri girdi.
Arkadaşının topallayarak yanına geldiğini gören Ender hüzünlendi ve kahve teklifi yapamadan sordu.
"Akşam içmeye gidelim mi ne dersin?"
"Bilmem ki."
"Neyini bilmiyorsun? Gidiyoruz, bahane istemem!"
"Tamam, gidelim öyleyse."
"Benim de işler bitti sayılır. Bu sezon tasarımlar çok iyi."
Bunu yine hırıltılanan sesiyle, üstelik gülerek söylemişti.
"Ekibe katılan yeni kızlar iyi iş çıkarıyor."
Kızları işe alan Ender, oturduğu yerde kasılıp,
"Öyleler. Bu konuda mütevazi olamayacağım ama onları işe aldığım için çok şanslıyız."
Gökhan içinden güldü.
Sanki koca şirketi kendi çekip çeviriyor. Benim şirketimde bana hava atıyor şişko.

Ender Bey'in de işi bitmiş, çıkmak için ayaklanmıştı. Koca göbeği ile masa ve sandalyesi arasına sıkışan göbeğine homurdanarak kalktı.
Kendi haline gülerek, "Sanırım zayıflamam gerek." dedi.
Gökhan bu sefer bıyık altından güldü.
"Ye dostum ye. Can boğazdan gelir."
"Öyle valla. Güzel bir balık restoranına gidelim sahilde. Bugün bendensin Gökhaaan!"
"Bana uyar." dedi Gökhan gülerek.
Gökhan'ın ayağı topalladığı için, Ender Bey'de kilolarından dolayı ağır ağır çıktılar ofisten. Gökhan'ın arabası hala Aslan'da olduğu için Ender Bey'in jipi ile ayrıldılar şirketten.
Sahilde ledlerle ışıklandırılmış ağlarla süslenen, beyaz tahta masa ve sandalyeleri olan, tezgahında istediğin balığı seçip, yiyebileceğin güzel bir restorandı burası. İki koca levrek ve bir tabak kalamar seçtikten sonra sahile en yakın masaya oturdular. Rakılarını da söyledikten sonra güneşin batışını izleyip, sarhoş olana kadar içmeye devam ettiler. Saat ona geldiğinde ise masada duran tek telefon çalmaya başladı. İkisinin de gözü masadaki telefona kaydı. Gökhan'ın gözleri açıldı. Ender Bey ise gülümseyerek telefonunu eline aldı.
"Alo baba nerede kaldın? Merak ettim seni."
"Sahilde keyifteyiz Gökhan ile. Bir saate gelirim güzel kızım."
Evet ya, çok güzeldi. Adı gibi, su gibiydi. Gökhan bu güzelliği görmeliydi artık.
"Tamam baba. Dikkat et kendine."
"Ederim kızım."
Alkolden gözleri kızarmış bu adam ayağa kalksa düşecek durumdaydı. Nasıl dikkat edecekti ki? Neyse ki yanında Gökhan vardı. Telefon kapanınca kadehlerini "Şerefe!" kaldırdı bu iki insan. Şeref kavramı önemliydi tabi. Sağlığa ve mutluluğa kaldırılan kadehler pek ortalıkta görünmüyordu.
Gece yarısına koşarak giden dakikaları kimse durduramazdı. Hele bir de içiyorsanız! Kolundaki saate bakan Gökhan gece yarısı olmasına dakikalar kaldığını gördü ve sordu.
"Kalksak mı artık?"
"Dur şu kadehi de içeyim, kalkalım."
Gökhan tamam anlamında kafasını eğerek tuvalete doğru gitti. Alkolden önünü görmeyen Ender ise garsona el işareti yaparak hesabı istedi.

Gökhan işini bitirip, masalarına doğru ilerledi. Alkolik şişko hala zıkkımlanıyordu. Şımarık kızı evde babişini beklerken onu becermesi imkansızdı. Neyse ki Rüya vardı.
Her ikisine de taksi çağırıp, Ender'in arabaya binmesine yardımcı olduktan sonra kendisi için gelen taksiye atladı ve deniz manzaralı evini tarif ederek şoföre yardımcı oldu.
Evine vardığında karşı eve kaydı gözü. Işıkları kapalıydı. Açık olsaydı diye düşündü bir an. Sonra vazgeçti. Daha dün onunla olmuştu. Eve girdi ve kapısını kilitledi.
O, Rüya'nın uyuduğunu düşünse de aslında karanlık pencerenin ardından izlendiğinin farkında bile değildi. Rüya, evine baktığını gördüğünde heyecanlanmıştı ancak kafasını çevirdiğinde heyecanı yerini hüzne bırakmıştı. Her gün kendisiyle olacak hali yoktu ya!
Niye bir anda çıkıp gelmişti ki şimdi? Neden tadını, bakışını, sesini hatırlatmıştı? Ya kendisi? Neden tekrar ona teslim olmuştu ki?
Gecenin bir yarısı düşünceleri susturmak çok zor oluyordu. En iyisi bir kahve içmekti.

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Akıncı kelimesini duyduğunda aklında neler çağrışıyor?
X

Daha iyi hizmet verebilmek için sistem içerisinde çerezler (cookies) kullanmaktayız. "Çerez Politikamız" sayfasından daha detaylı bilgilere erişebilirsin.

Anladım, daha iyisini yapmaya devam edin.