Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
20 Mayıs 2020, Çarşamba 03:14 · 25 Okunma
GECE YARISI YOLCULARI / 7. BÖLÜM - Sözümoki

GECE YARISI YOLCULARI / 7. BÖLÜM

Telefonu titriyordu. Resmen komidinin üstünde yol alıyordu ama o yorgunluktan gözünü açamıyordu. Telefonun titreşimini kapatmadığı için sinirlenmişti. Bu tatlı yorgunluğun üstüne yemek yiyip, kahve içmek isterdi ama şu an bu aptal telefon susmadığı için kalkmak zorundaydı. Ekrana baktı, Candan arıyordu. ''Niye arıyor ki şimdi bu?'' diye söylendi. Karısının yakın arkadaşı olmasaydı onu da becerirdi. Bir ara onu çok istemişti. Hatta flörtleşmeye çalışmıştı ama Candan onun niyetini anlayıp, yüz vermemişti. Yanağından kesme alıp; ''En yakın arkadaşımın kocasısın.'' demişti. Reddedilmişti. İlk defa bir kadın tarafından! Ama fazla kafasına takmamıştı çünkü kadın haklıydı. Gerçi fikrini değiştirip, kollarına gelse asla 'hayır' demezdi. Güzel kadınlar geri çevrilemezdi onun kitabında. Yine de telefonu açmayacaktı. İki tane de mesajı vardı ama onlarla da ilgilenmedi. Telefonu yatağa fırlattı ve duşa girdi..

Candan ise o sırada, "Niye açmıyorsun pislik herif?'' diye söyleniyordu. Eve girmek istiyordu ama bir yanı da hala korkuyordu. Neden korktuğunu hala anlayamıyordu. Evde kimse yoktu anlaşılan, sonuçta bu kadar zilin sesine o kapı açılırdı. Duygu'nun ev anahtarı onda vardı çünkü onların yokluğunda arada da olsa eve bakmıştı. İki haftada sadece bir kere... Evde iyi sayılabilecek miktarda nakit, Duygu'nun bir kaç seti, kocasının çek defteri ve bir kaç altın saati ile değerli kol düğmeleri vardı. Tabi bütün bunları bir evde saklamak ne kadar doğruydu bilinmez ama insanın da evinden güvenilir neresi vardır değil mi? Candan her ne kadar, ''Ben nasıl koruyabilirim ki bu kadar değerli eşyayı? Ya kötü bir şey olursa ve o da benim başıma gelirse...'' diye söylense de, Duygu onu dinlememiş ve anahtarı ona vermişti. Ona güveni sonsuzdu ve bu sokak tekinsiz bir yer değildi. Bunu en iyi onun biliyor olması gerekirdi.

Duştan çıkan Gökhan, sevgilisinin evinde bulunan kıyafetlerinden giydi. Kadının evine bir kıyafet koleksiyonu yapmıştı. Arabasında da yedek kıyafetleri vardı. Aslında arabasındaki kıyafetleri, bazı günler eve farklı kıyafetler ile gittiği için, karısı anlamasın diye bulunduruyordu ve onu aldattığı yıllar boyunca da anlamamıştı. Hardal rengi düz bir tişörtle, koyu renk pantolon giymişti. Saçlarını düzeltti ve parfümünü sıktı. Ceren hala uyuyordu. İnce örtünün altından görünen bacağından öptü, telefonunu aldı ve evden çıktı.

Arabasına doğru ilerlerken telefonuna baktı. 3 cevapsız arama ve 2 mesajı vardı. Aramaların hepsi Candan'dı. Mesajların ise biri bankadan, diğeri yine Candan'dandı. ''Neredesiniz?!'' yazıyordu. Sonundaki ünlemi dikkate almalı mıydı? Almadı. Arabasına doğru yürümeye devam etti.

Candan çantasında anahtar aramaya devam ediyordu. Evde unutmadığına emindi çünkü arkadaşına vermek için çantasına atmıştı ama bulamıyordu. Her zaman ki uğursuzluğuydu işte!

Uzun zamandır kapıyı ve zili çalmasına rağmen kimse çıkmamıştı. Sokakta da kimseler görünmüyordu. Hiç kimse mi bilmiyordu gelip gelmediklerini? O kadar zamandır burdaydı, kimse mi onu görmemişti? Bu kadar sessizliğe ne denirdi? Cevabını bilmek istemiyordu.

Sokakta duyduğu tek ses derin nefes alıp vermelerinin sesiydi. Çok korkuyordu, çok sinirliydi. Ellerinin titremesine engel olamıyordu ama o anahtarı bulmak zorundaydı. En sonunda çantasının içindekileri arkadaşının kapısının önüne boşalttı. Yoktu, yoktu, yoktu! Nereye gitmişti bu anahtar? Çantasına koyduğuna emindi. Ağlamaya devam ediyordu. Eşyalarını tekrar çantasına koydu. Çantasını omzuna astı ve ellerini ince ceketinin cebine soktu. Eline takılan şeyin, anahtar olduğunu anlaması geç olmadı. Çantasına koyduğu anahtar, nasıl olur da ceketinin cebinde çıkardı? Belki de çantasına hiç koymamıştı. Hatırlamaya çalıştı. ''Tabi ya!'' dedi. Evi kontrol amaçlı geldiğinde yine üstündeki ceketini giymişti. Anahtarı cebinden çıkarıp, baktı. Aklı yok gibi hissetsede daha fazla kendini kaybetmek istemiyordu.

Kapıyı açtı. Derin bir nefes daha aldı. Büyük antreyi geçti. Salona doğru yürüdü. Etrafına bakındı. Televizyon ünitesi yerine kullanılan konsolun çekmeceleri açıktı ve içleri dağınıktı. Orta sehpanın örtüsü kaymıştı. İki kupa vardı üstünde. Biri boştu, diğeri de ruj izliydi ve yarısı çayla doluydu. Duygu asla böyle yapmazdı. Dağınıklığı sevmezdi. Evi hep derli toplu ve temizdi. Salonla birleşik mutfağa baktı. Mutfak pek dağınık değildi. Merdivenlerden üst kata çıktı. Tüm odaların kapısı kapalıydı. Sonra alt kattaki banyoya bakmadığını hatırladı ve tekrar aşağıya indi. Banyonun kapısını açtı. Tabi ki kimse yoktu. Tekrar üst kata çıktı. Kalbi neden böyle hızlı atmaya başlamıştı? Soldaki ilk oda boştu. Her şey düzenliydi. Bir kaç gece bu odada uyumuştu ve huzursuzluk hissetmemişti. Zaten ne zaman huzursuz olsa istemediği şeyler görüyor ya da duyuyordu.

İkinci oda ebeveyn odasıydı. Önünde durdu ama içeri girmedi. Kapıyı dinledi, hiç ses gelmiyordu. O odayı es geçti. Diğer odaya baktı. Çalışma odasıydı ve boştu, düzenliydi. Kapıyı dışarıdan kapatıp, odadan çıktı. Tekrar arkadaşının yatak odasının önüne gitti, kapısında durdu. İçeri girmeye cesareti yoktu. Ensesinde bir nefes ''Gir!'' diye resmen bağırıyorken, kalbi ise ''Evden çık!'' diye haykırıyordu.



Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
3 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
2020 haziran ayında mutlaka yapacağın 3 hedef?