Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
23 Mayıs 2020, Cumartesi 01:37 · 26 Okunma
GECE YARISI YOLCULARI / 8. BÖLÜM - Sözümoki

GECE YARISI YOLCULARI / 8. BÖLÜM

CANDAN VE DUYGU

Evden tabi ki çıkmayacaktı. O odaya girecekti. Neler olup olmadığını odaya girince anlayabilirdi. Öğlen olmak üzereydi. Elleri titreye titreye kapıyı açtı.

''Aaaaaaaaaah!'' Hayatında duyduyu en acı çığlığı olabilirdi. Daha kötü şeyler de yaşamıştı ama o zaman attığı çığlıklar sinir olmasının ve ruhen acı çekmesinin nedeni olan sessiz çığlıklarıydı. Şu an ki ise kalbinde hissettiği üzüntünün dışa vurumuydu. Çok sevdiği arkadaşı tam karşıdaki duvarda iki büklümdü ve vücudunda özellikle de kollarında küçük kesikler vardı. Yanına doğru ilerlemesi biraz zaman aldı. Üstelik korkuyordu, evde birileri varsa ve ona da aynısını yaparsa diye... Oda darmadağındı. Yeni bir korku filmi başlıyor gibiydi. Yaylılar çalıyor, sanki hava kararıyordu. Gerçekten nefes kesici bir manzara vardı karşısında, nefesi kesiliyor ve zorlanıyordu. Bu manzarayı görmek zaten berbat olan psikolojisini daha da kötü yapacaktı, bundan emindi. Çünkü can arkadaşı karşısında ölü gibi yatmaktaydı.

Ne yapacağını bilmiyordu. Nabzına dokundu ama anlayamıyordu ki! İki parmağını burnuna tuttu. Nefes alıyordu. Midesi bulanmaya başladı. Eğilip, kalbini dinledi. Atıyordu, mutlu hissetti. Hemen ambulans ve polis çağırmalıydı. Telefonunu aldı. Çalıyordu ama açan yoktu. ''Lanet olsun! Neden kimse açmıyor?!''

Oysa ki telefonun diğer ucunda konuşan orta yaşlı kadın, ''Efendim?'' demekten iyice sinirlenmişti. Telefon açık olduğu halde neden konuşulmuyor diye sinirlenen kadın, meşgul edildiklerini düşünerek telefonu kapattı. Eşini aradı. Tabi ki o da açmadı telefonu. Küfür ederek telefonu fırlatıp attı. Her yerde kan vardı. Halının üstünde dahi. Fakat parkede kırmızı kana inat masmavi parlayan, Duygu'nun en sevdiği koca taşlı safir yüzüğü vardı. Aldı ve kutusuna koymak istedi. Şifonyerin üstünde muhafazası duruyordu ama boştu. Oraya koydu ve kutunun kapağını kapattı. (Anlaşılan Duygu'nun parkeye düştüğünü sandığı şey, bıçak değil yüzüğüydü.)

Ne yapacağını bilmiyordu. Ambulanstan cevap alamaması onu çok sinirlendirmişti. Duygu'yu taşıyabilir miyim diye düşündü. Bir şeyler yapmazsa belki de ölebilirdi. Zayıf ama güçlü kollarıyla çekti onu, zor da olsa omzunun altına aldı ama bu şekilde onu merdivenlerden indiremezdi. Hemen onu sıkıca kavrayıp, kucağına aldı. Duygu'nun minyon olması, Candan'ın da ona nazaran daha iri olması, bu işi kolaylaştırmıştı. Kapıya vardıklarında onu tekrar omzunun altına aldı. Girerken askıya tutuşturduğu çantasını aldı. Arkadaşının nefes alıyor olması onu sevindiriyordu. Kim, neden bu kadına zarar vermek istemişti? O çok iyi yürekli bir kadındı. Acaba bunu ona yapan adi insan neredeydi?

Yavaş yavaş merdivenlerden inerken, birden ayağı burkuldu Candan'ın. Geri kalan merdivenleri arkadaşıyla yuvarlanarak indiler. Böylelikle salona varmışlardı. Duygu belini, Candan ise başını ovuştururak kalktı yattıkları yerden. Candan sevinçle haykırdı

''Canım benim uyandın sonunda!'' Duygu neredeyse tekrar bayılacakmış gibi bakıyordu yüzüne. Hiçbir şey demedi. Kafasında yaşadığı o kötü saatler bir sinema filmi gibi tekrar tekrar oynuyordu. ''Bana kahve yapar mısın?'' diyebildi.

''Ne kahvesi Duygu? Sen iyi misin? Hastaneye gitmemiz lazımken sen kahve diyorsun!'' Candan çok sinirlenmişti ve devam etti; ''Bakma öyle yüzüme! Kim yaptı sana bunu? Şu haline bak! Hastaneye gitmeliyiz, sonra da polise!!''

''Ne hastane, ne polis istemiyorum!'' Son kelimeyi heceleyerek ve her heceye vurgu yaparak, biraz da sesini yükselterek söylemişti. Candan da sinirlenmişti. Elini tutup, ''Hadi kalk!'' diye bağırdı. Fakat Duygu bir hışımla elini geri çekti ve yerden destek alarak ayağa kalktı. Canı yanıyordu ve o canına iyi gelecek tek şey sade kahveydi. Yani o öyle umuyordu. Yavaş adımlarla koltuğa doğru ilerledi. Ve kendini öylece bırakıverdi.

Hala merdivenlerin ucunda oturan Candan'a bakıp, ''Bana kahve yapar mısın? Lütfen...'' dedi. Candan ağrıyan başının oluşturduğu katlı sinirle, oflayarak yerinden kalktı. Koltuğun önünden geçerken arkadaşına dik dik baktı. Söylene söylene kahve yaptı. Mutfakla bitişik salon dahil, alt katı mis gibi kahve kokuları sarmıştı. Hemen bir fincan da kendine yaptı. Kahveleri aldı ve Candan'ın yanına oturdu ve sordu.

''Bunu yapanı tanıyor musun?''

Duygu imalı bir şekilde; ''Polis misiniz hanımefendi?'' dedi. Candan gözlerini devirerek ona baktı. Üstüne gitmek istemiyordu ama yapanı da merak etmiyor değildi. Duygu sanki hiçbir şey yaşamamış gibi afiyetle kahvesini içerken, Candan kendi kendine homurdanıyordu. Dayanamayıp başka bir soru sordu,

''Nasıl bu kadar rahat davranabiliyorsun?''

Duygu hiddet ile bağırarak; ''Kapat çeneni artık! Siktir git evimden!'' dedi.

Candan çok şaşırmıştı. Biraz da üzülmüştü. Öylece arkadaşına bakıyordu. Dudağının büzülmesine engel olamayarak, ''Peki.'' diyebildi. Kapıya doğru yöneldi ve tam kapıdayken, tekrar ona dönüp, ''İyi olduğuna emin olmak istemiyorum.'' dedi. Yaşlarını zor tutuyordu. ''İyiyim, merak etme.'' dedi Duygu. ''Şimdi gidebilirsin.''

Candan öylece arkadaşına bakıyordu. Bir şeyler söylemesini, gitmemeyi istiyordu. Onu bu halde, çaresizce bırakmayı istemiyordu. Arkadaşı korkuyordu, buna adı gibi emindi.

''Ben yanında olmak istiyorum sadece.''

''Dün gece hiç kimse yanımda yoktu!'' Bu cümleyi bağırarak kurmuştu.

Candan da gece çok üzgündü, ağlamıştı, bir çifte özenmiş, yalnızlığına sığınmıştı. Fiziksel acıları olmasa da, yüreği çok acıyordu. Yüreğinde hep bir şeyler eksikti. Duygu'yu çok iyi anlıyordu ama bazen çok bencil olabiliyordu arkadaşı. Yine de bu durumda onu yalnız bırakmak isteyeceği son şey olabilirdi.

''Ne düşünüyorsun öyle kapıda?! Çaresiz değilim. Sadece canım yanıyor. Yalnız kalmak istiyorum.''

''Ben de seni yalnız bırakmak istemiyorum.''

Candan dayanamadı ve koşarak arkadaşına sımsıkı sarıldı. Duygu'da aynı şekilde karşılık verdi. Daha sonra ellerini çözdü arkadaşının boynundan.

''Git artık. Ben iyiyim.''

''Gitmeyeceğim. İyi değilsin.''

''Buna sen mi karar vereceksin?''

Candan kafasını hafifçe yana eğdi ve derin bir nefes aldı.

''Tabi ki ben karar vermeyeceğim. Sadece yanında olmak ve sana yardımcı olmak istiyorum. Bunları söylemekten bıktım artık!''

Duygu sertçe; ''Benim yardıma ihtiyacım yok!'' dedi ve kapıya doğru ilerledi. Kapıyı açtı ve ''Çekilebilirsiniz hanımefendi.'' dedi. Candan arkadaşının bu haline anlam veremiyordu. Gece yaşadıkları belli ki onu çok yıpratmıştı. Hala orta sehpanın yanında ayakta dikilmiş arkadaşını süzüyordu. Her yeri kan içindeydi.

''Banyoya girmek ister misin peki?''

''Yahu kızım sen laftan anlamıyor musun?'' dedi ve arkadaşına doğru yürüyerek kolundan tuttu. Resmen evinden kovuyordu. Candan sadece yardımcı olmak istemişti. Böyle yapacağını hayatta tahmin etmezdi. Kolunu, arkadaşının elinden kurtardı ve kapıyı sertçe çarparak evden ayrıldı.

Duygu yine yalnız kalmıştı. Kapıyı açıp, arkadaşını çağırmak istedi. Ona sıkı sıkı sarılmak, kollarında ağlamak istedi. Hemen telefonunu bulmalıydı. Salonun altını üstüne getirdi ama telefonunu o pisliğin aldığı aklına çok geç gelmişti. Kafasını avuçlarının içine alıp, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Gece yaşadıklarını ömrü boyunca unutamazdı. Bütün vücudu iğrenç ellerle ellenmiş ve darp edilmişti. Evi soyulmuştu. Ve o aşağılık adam arabasını da çalıp, hiçbir şey olmamış gibi evinden ayrılmıştı... Ve arkadaşını da kovarak iyi bok yemişti.

Gece boyu ve şu ana kadar eşi de hiç aramamıştı. Kalbini biraz da bu yaralıyordu. Çok çalışıyordu ama bir kaç dakikasını da ayırıp, arayamaz mıydı ki? Kendisi arayamamıştı. Bunun için hiç mi kızmamıştı? ''Bu kadın beni arardı, niye aramadı?'' dememiş miydi? Merak etmemiş miydi? Gözyaşları durmaksızın akıyordu. Başı çok fazla ağrıyordu. Dağılmış makyajı, ağrıyan vücudu ve çalınmış onuru ile koca salonda yapayalnızdı. Kalktı, arkadaşını dinlemek istedi ve duşa girdi. Yıllarca banyo yapsa da asla temizlenemeyecekmiş gibi hissediyordu. Akan su gözyaşlarına karışırken, gece boyu yaşadıkları zihninde tekrar tekrar canlanıyordu.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
2020 haziran ayında mutlaka yapacağın 3 hedef?