Uyku düzenimi düzeltmeye çalışıyorum,
Ama gece, beni benden iyi tanıyor.
Saat on ikiyi geçince dünya susuyor,
Ve ben, ilk kez gerçekten duyuluyorum.
Gündüzün kalabalığı omzumdan iniyor,
İnsanlar, sesler, telaşlar çekiliyor geriye.
Sabah beşe kadar süren o ince boşlukta,
Hayat, en sade hâliyle dokunuyor içime.
Karanlık sanıyorlar, oysa en çok orada aydınlanıyorum,
Sessizlik diyorlar, ben kendimi dinliyorum.
Gündüzün öğretemediği ne varsa,
Gece sabırla fısıldıyor kulaklarıma.
Uyku çağırıyor beni, düzen istiyor benden,
Ama kalbim başka bir saate kurulmuş gibi.
Çünkü herkes uyurken başlıyor benim varlığım,
Ve en çok, kimse yokken hissediyorum kendimi.
Belki de sorun düzen değil,
Belki de ben geceye aitim biraz.
Çünkü bazı ruhlar, güneşle değil,
Sessizlikle doğar her sabah.