Geçmiş konuşmaz artık,
çünkü söyleyeceği her şeyi zamana emanet etmiştir.
Ama kalp...
Kalp, susmayı hiç öğrenemez.
Bir sokak, bir koku,
eski bir şarkının ilk notası...
Bir anda yıllar önce bıraktığın yere götürür seni.
Çünkü bazı anılar akıldan silinir,
ama yürekten asla.
En çok da yarım kalanlar yaşar içinde insanın.
Söylenmeyen sözler,
tutulamayan eller,
geç kalınmış özürler...
Hepsi sessizce oturur kalbinin en tenha köşesinde.
Geçmiş susar diye unutuldu sanma.
Sessizlik, yokluk değildir.
Bazen en büyük çığlık,
hiç duyulmayan sestir.
Ve bir gün anlarsın...
İnsan zamanı değil,
hatıraları taşır omuzlarında.
Çünkü takvimler yaprak döker,
ama kalp, sevdiği mevsimi hiçbir zaman terk etmez.
Geçmiş susar...
Fakat kalp, her atışında
bir ismi, bir bakışı, bir duayı
yeniden hatırlar.
Ve işte o yüzden bazı hikâyeler bitmez;
yalnızca sessizliğe dönüşür.