Bir aynada değil, bir bakışta gördüm onu,
Olabileceğim kişiyi, eksiksiz, dimdik,
Yüreği fırtınalara liman olmuş,
Gözleri yıldızları avuçlarında taşıyan.
O an kırıldı içimde sessiz bir cam.
Huzur, o eski dost, kapıyı çekip gitti;
Yerine bir ateş bıraktı, sönmez,
Her nefeste yakar, her uykuda çağırır.
Artık yetmiyor gündüzlerim,
Gecelerimse bir kuyu, dibinde o suret.
Ellerim titriyor tuttuğu her şeyde,
Çünkü biliyorum: daha fazlası vardı bende.
Dağlar kadar yüksek olabilirdim,
Nehirler kadar özgür, rüzgâr kadar hafif.
Ama şimdi zincirim kendi gölgem,
Her adımda tökezleten, her durakta sitem eden.
Ey gördüğüm o insan, ey uzak akrabam,
Seninle tanışmak hem en büyük lütuf,
Hem en ağır lanet oldu.
Çünkü huzur, bilmeden yaşamaktı;
Bilmekse, artık hiç susmayan bir fırtına.
Yine de yürürüm, yanarak,
O olabileceğim kişiye doğru.
Belki bir gün kavuşuruz yolun sonunda,
Ya da belki sonsuza dek bu hasret,
Beni daha derin, daha gerçek kılar.
Huzur gitti, ama yerine
Bir anlam doğdu:
Artık uyuyamam,
Çünkü uyanık olmak
Tek yolum kaldı.