İnsan bazı şeyleri yaşatırken ölür.
Ben seni yaşatmak için kendimi eksilttim.
Bir gün daha dayanayım diye sabrımı budadım,
bir umut daha yeşersin diye sessizliğimi suladım.
Kimse görmedi; çünkü emek toprağın altında kalır, meyve herkesin eline düşer.
O ağaç büyüdü.
Dallarını senin için genişletti,
gölgesini serin, meyvesini bol verdi.
Ama kimse sormadı:
Bu ağaç kaç gecenin uykusunu aldı?
Kaç vazgeçişle kök saldı?
Kaç kalp kırığıyla ayakta durdu?
Ben artık o ağacın parçasıyım.
Gövdede bir iz, dalda bir kırık, toprakta bir sessizlik.
Cesedim asılı duruyor; adı fedakârlık, şekli yok oluş.
Ve sen,
o gölgede başkasının dizine başını koymuşsun.
Belki huzur sanıyorsun, belki kader diyorsun.
Ama bil ki o serinlik benim son nefesimden kaldı.
O sessizlik benim sustuklarımdan.
O güven, benim hiç geri alamadığım emeklerimden.
Bazı insanlar gölgede dinlenir,bazıları gölge olur.
Ben gölge oldum, sen unuttun.
Ağaç çiçek açtı, ben toprağa karıştım.