Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
11 Temmuz 2020, Cumartesi 12:52 · 48 Okunma
GÖRÜNMEDİĞİ GİBİ - Sözümoki

GÖRÜNMEDİĞİ GİBİ

Tablo gibilerdi. Onların,birbirinden güzel anlarını fotoğraflayıp iş yerimin duvarlarına asıyordum. Birinci kattaydı evleri,harika bir balkonları ve o balkona yakışacak aşkları vardı. Her gün,sabah yedide,çok severek gittiğim fotoğrafçı dükkanımı açmaya giderken,balkonda görüyordum onları. Huzur kokan aşkları,sükunetin sevgiyle birleşmiş halleri uzaktan bile gelirdi burnuma. Sonra,adamı saat dokuz sularında takım elbisesini giymiş bir şekilde dükkânımın önünden geçerken görürdüm. Ne güzel,demek her gün işe gitmeden karısına mutlaka zaman ayırıyordu. El ele gezerken görürdüm bazen sokakta. Tabi sürekli boynumda olan fotoğraf makinam hiç boş durmazdı. Bir ara dükkanıma geldiler,çocuklarının doğumunda doğum fotoğrafçılı yapmamı istediler. Hemen kabul ettim. Bu muhteşem çifti tanımak için bir fırsat daha... Beş yıllık evlilermiş. Ve hâlâ birbirlerine aşkım,hayatım diye hitap ediyorlardı. Bana etrafında,gençleri evliliğe özendirecek bir çift göster deseler,kesinlikle onları gösterirdim. Ben de o evliliğe özenen gençlerdendim. Eğer 28 yaşında,işinizi gücünüzü kurmuş bir genç kızsanız,hayatınızda tek eksik aşk oluyor. Yani gerçek aşk. Öyle üç gün küs,dört gün barış ilişkilerden değil. Ve bu çift,kesinlikle benim idolümdü. Her gün dua ederdim,Allah'ım bana da böyle bir evlilik nasip et diye. Duaların gücüne kesinlikle inanırdım. Çünkü bugüne kadar dualarım ya kabul oldu,ya da daha iyisi oldu.

Sonra bir gün,evlendim. Hayatımın aşkı diyordum ben de ona. Benim de böyle güzel bir evliliğim olacaktı. Fakat bir sorun vardı,farklı bir durum. Eşim çoğu zaman benim varlığımdan bile haberdar değildi. Beni sevdiğini,asla bırakmayacağını söylüyor,fakat aylarca evde olmasam arama gereği bile duymuyordu. Günahlarımı bir bir listeledim. Dedem öğretmişti bana,"ayağın taşa takılırsa dön kalbini kontrol et " demişti. Ben de kalbime döndüm. Ne yapmıştım,kimi kırmıştım,kimin hakkında kötü düşünmüştüm. Sahi herkes için iyi düşünen,her art niyeti olsun diye görmezden gelebilen bir insan evladı varmıydı bu hayatta. İlla sinirleniyorduk,çileden çıkıyorduk,hatta intikam almak istiyorduk. Dayanamadım,kadının kapısını çaldım. Tüm sorularımın cevaplarını o verecekti biliyordum. Muhtemelen benim deli olduğumu düşünecekti,ama ben emindim,tüm cevaplar ondaydı . Bu hislerimi,dualarımın hiç karşılıksız kalmamasına bağlıyordum.

Kapıda beni görünce şaşırdı tabi. Ara ara mahallede gördüğü,bir ara sadece işini yaptırdığı fotoğrafçı kapısındaydı. "Buyrun" dedi şaşkın bir hâlde. "Müsaitseniz biraz konuşabilir miyiz?"
"Tabi,içeri buyrun lütfen ". En sevdiğim yazarla tanışsam bu kadar heyecanlanabilirdim herhalde. Tam karşıma oturdu. Gözlerimi ondan alamıyordum. Doğum zamanı da bu kadar güzel miydi,yoksa ben koşturmaktan fark edememiş miydim? Bu kadın resmen dişiliğin ve zarafetin vücut bulmuş haliydi. Üzerinde basit siyah bir tayt ve mavi bir bluz vardı. Başka bir kadında çok vasat duracak bu kombin,bu kadında adeta ışıldıyordu. Demek ki ne giyersen giy,kıyafetlerin ancak ruhunu yansıtıyordu.

Durumu olduğu gibi anlattım. Beni sakince ve anlayışla dinledi. Sadece,ben anlattıkça,o hep parıl parıl bakan gözlerinde ufaktan hüzün belirmeye başladı. Sanki tüm cevaplarımı gözleri veriyordu. Kalbin aynası dediğimiz gözler,bazen onlarca acıyı saklayabiliyordu. Ta ki biri onları oldukları yerden çıkarana kadar.

"Duan kabul olmuş " dedi. "Benim için,dışarda bıraktığım imaj herşeydir ki görüyorum ki gayette başarıyla iyi bir imaj bırakıyormuşum. Bu huyumu yenebilmek için çok uğraştım,fakat olmadı. Sanki insanlar benim için iyi derse iyiydim,kötü derse kötüydüm. Evliliğim için de böyle. Ben de çok severek,hayatımın aşkı diyerek evlendim. Fakat,beni bir kuş misali tıktı bu kafese. Hiç mi dikkatini çekmedi,benim yalnız markete bile gitmemem. Çok sevdiğinden falan değil. Hakimiyetin kendisinde olduğunu hissetmek istiyor ve ben onun hükümdarlığında bir köleyim sadece. Ben yine etrafa iyi imaj çizmekten vazgeçmedim. Her gün,balkona kahvaltımızı kurdum insanlar bizi görsün diye. Sokakta sürekli eline giren taraf bendim. Aşkım,canım meselesine çok takılma o sadece sevgililik dönemimizden alışkanlık. Onun hakimiyetini kabul ettiğim sürece,o da dışarıya bu kadarcık bir imaj veriyor. Konuşulup,plânlı yapılmış bir şey değil bu. Sessiz bir anlaşma. Boşanmayı çok düşündüm,ona da söyledim. Ancak,beni ve kızımı öldüreceğini söyledi. Ben de sustum. Çizebileceğim imajlara odaklandım. Gerçek bir aşk yaşasaydım bu huyumu aşar mıydım bilmiyorum. Ancak,insanların bana,hayatıma iyi demeleri beni ayakta tutan tek şey. Belki bilinçaltımda,bunun böyle olduğuna inanmak istiyorumdur bilmiyorum. Ama böyle işte...."

Ağzım açık dinlemiştim. İnsanın kalbi,yüzüne yansır derler. Sadece art niyetimiz mi yansıyor. Bu tertemiz,ışıl ışıl yüzün altında,bu kadar acı nasıl saklanmış. Nasıl hiç bir şekilde dışarıya taşmamış. O anlattıkça,hüzün yüzünü daha da kapladı. Sürekli güneşli olan bakışlarında bulutlar belirmeye başladı. Belki iç dünyasında gerçekten,toplum vasıtayla iyi bir hayatı olduğunu zannediyordu. Deşilmemek şartıyla.

Öylece eve gittim. Yatak odamda,aynada kendime baktım. Ne yapacaktım. Elimde yanlış bir dua ve ben başbaşa kalmıştım.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Kadın hakları en iyi nasıl savunulur?