Erkek,
beğendiğine bakar önce;
gözleri parlar, kalbi acele eder.
Ama âşık olmaz hemen…
Çünkü aşk, aceleden hoşlanmaz.
Beğenmek;
bir gülün rengine tutulmaktır,
geçicidir, mevsimliktir.
Aşk ise kök ister,
toprak ister, sabır ister.
Erkek,
güvendiği kadında dinlenir.
Yorgunluğunu anlatabildiği,
suskunluğunu açıklamak zorunda kalmadığı yerde
kalbi çözer düğümlerini.
Güven;
“gitmeyeceğim” demekten çok,
gitse bile kalbini emanet edebilme hâlidir.
Bir sırrı korkmadan bırakmaktır,
zayıf yanlarını saklamamaktır.
O yüzden erkek,
en çok kendisi olabildiği kadına âşık olur.
Gülüşünden önce vicdanına,
güzelliğinden önce duruşuna inanır.
Ve bir gün,
beğendiği herkes silinir aklından,
güvendiği biri kalır sadece.
İşte o an,
aşk sessizce başlar.