Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
21 Ekim 2019, Pazartesi 14:55 · 36 Okunma
2 Hatirladiklarim - Sözümoki




2
Hatirladiklarim

Kiyamamki onlara.... yüreğim kaldırmaz. Çünkü her canlı yaşama hakkına sahipti benim için...

Göğün delindigini sandığım bir sonbahar günü,  tam dört gün dört gece yağmur yagmisti. Taşan dere önüne ne karttiysa sürükleyip götürmüş ve köyümüze ve benim küçük dünyamda silinmez izler bırakmıştı.. Köydeki genç yaşlı kadin çoluk çocuk herkes  ağlıyor ölenler için yas  tutuyor, derin yaralar açan selin izlerini kapatmaya çalışıyorlardı...
1936 yılında Livasor ilkokulunda başladığım günü de unutamam...
Annemin kendi diktiği bu siyah önlük benim için büyük bir mutluluk kaynağı oldu... benim gibi köydeki diğer çocukların da durumu pek farklı değildi onlarda farklı sayılmazdı.... Köydeki büyükler okula başlayan her yeni çocuğa başka bir önem veriyor, nasihat ediyor bazen de köye gelen devlet büyüklerinin örnek gösteriyordu...
Ben bunlara pek kulak asmiyirdum. Neden mi köyde bir değişiklik ve  yenilik olacaksa bu Şeref hocanın öğrettikleri ile olacağını daha o günlerde anlamaya başlamıştım. Ben,  köyum için bir şeyler yapmalı annemi babami arrabalari sevindirmeli ve onlara faydalı olmalıydım...  Bunun o yıllarda nasıl olacağını pek bilmiyordum ama bir sabah güneşin doğuşu gibi farklı bir gün ve yeni bir gunde olacağını hissediyordum...


  Sel felaketi sonrasında  köyümüz den  bir çok ani silinmiş yerine acı ağıtlar,  yas  dolu bakışlar  ve nesilden nesile dilden dile anlatilan aci öyküler kalmıştı. Köyde okuma yazma bilen oldukça azdı. Köy öğretmeni Şeref hoca ile köy imamı Lütfullah hoca idi. Köyde ağırlıklı olarak Lütfullah hocanın sözü geçerliydi... Darulfununda eğitimi savaş nedeniyle yarim kalmış olan Şeref hoca yi da sevip sayarlardi ama ona karşı devamlı bir soğukluk vardı... Ben Şeref hoca çok severdim.Uzun boylu vücudu, yeşile  çalan gözleri ve naif sesi onu her zaman ve her yerde belli olmasını sağlıyor ve bazı günler okulun pencesinin kenarında udu ile kulağa hoşgeldin birtakım melodilerle birşeyler mirindaniyordu. Çocukluğumun en guzel anılarında hep Şeref hoca vardı.   Onun gibi bir öğretmen olmak o yillarin en guzel hayalidi. Bazi arkadaslarim Sayman ve tasildarlik gibi mesleklerden de soz ediyordu ama ben hep insanlara birşeyler öğretmek ve onların sıkıntılarını girmekle kendimin mutlu olacağını hissediyordum...  ve  koyume memleketime ve tüm Türkiye ye bilimi edebiyatı tarihi coğrafyayı öğretir her türlü ziraat tekniklerini gelecek nesillere asilardim....


Çanakkale Savaşlarında bir gözünü ve bir bacağını kaybeden Salih Çavuş, bazı günler köy çocuklarına anılarını anlatır ve dikkatli gözlerle kendisini dinleyen çocukları eğitim ve okuma konusunda öğütler verirdi... Salih Çavuş nasiatlarinde  bazı zamanlar yutkunur gözleri dolar kimi zamanda sanki biraz öncekileri anlatan kendi değilmiş gibi neşeyle cocuklarin saçlarını oksardi... Biz b savaşla düşmanı Çanakkale den gecirmedik ve Eğer ulkece birlik butunluk saglarsak   çanakkale nin nasıl geçilemez bir er olduğunu tüm dünyaya göstermiş olduk. Ama bu uğurda nice şehit ve gaziler verdik bu vatan uğruna. Bir gözüm ve bir bacagim feda bu vatana. Sizler kucuksunuz henüz bilmezsiniz lakin o yıllarda okulunda okuyan doktor, öğretmen ve daha bir çok meslek sahibi olacak genç lerde şehit oldu gazi oldu. Onların diplomasi seadetnamesi oldu.Onun için bu vatanın değerini iyi bilin çocuklar...
Sözün burada tamamladığında bir süre kizillasan ufka doğru baktı. Neler düşündü neler hissetti bunu hiçbir zaman tahmin edemeyecektim ama kalbim bana bu iyi yürekli amcanın neden çocuklara ilgi gösterdiğini ve onlara nasihat ve bilgi verdiğini hep hatirlayacaktim...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Kendinden 10 üzerinden kaç puan memnunsun?