Ne bir cümle kalır geriye tutunacak,
ne de bir ses yankılanır hatırlatacak kendini.
Sessizlik, bağırmaktan daha güçlüdür bazen;
çünkü iz bırakmadan çekilir insan.
Ben susmayı seçtiğimde,
aslında kendimi savunmaktan vazgeçmiş olmayacağım.
Sadece artık anlatmaya değmeyen bir yere
kelimelerimi harcamayacağım.
Her açıklama biraz daha eksiltiyor insanı,
her tekrar biraz daha ucuzlatıyor duyguyu.
Zamanla beni hatırlamak için
bir sebebin kalmayacak.
Ne bir tartışma, ne yarım kalmış bir cümle…
Sadece “vardı galiba” diyeceğin
silinmiş bir iz olacağım zihninde.
Ve belki de en ağır unutuluş budur:
Ne özlemle, ne öfkeyle anılmak…
Sadece yok sayılmak.
Sessizliğim seni cezalandırmak için değil,
kendimi korumak için.
Çünkü bazı vedalar yüksek sesle yapılmaz.
Bazı gidişler kapıyı çarpmadan olur
ve insan en çok böyle kaybolur.
Öyle bir susarım ki,
beni anlatan hiçbir kelime kalmaz geriye.
Ve sen fark ettiğinde,
ben çoktan hatırlanamayacak kadar
uzakta olurum.