Seni hiçbir zaman bir yük gibi taşımadım...
Çünkü yük, insanın omuzlarını eğer.
Oysa sen, omuzlarıma değil; ruhuma dokundun.
Bazen canımı acıttın, bazen susturdun, bazen de içimde hiç dinmeyen bir özleme dönüştün.
Ama ne yaşanırsa yaşansın, seni taşımak bana ağır gelmedi.
Çünkü insan, gerçekten sevdiğini sırtında değil; kalbinde taşır.
Sen bana, sevmenin sadece mutlu anlardan ibaret olmadığını öğrettin.
Bazen en büyük sevgi, kavuşamadan da eksilmemekmiş.
Bazen en derin bağlılık, sessizce özlemeyi sürdürebilmekmiş.
Ve bazen insan, karşılık beklemeden sevebildiğinde kendini tanımaya başlarmış.
Eksik bıraktın beni...
Belki tamamlanmayan hayaller gibi,
Belki yarım kalan bir mektup gibi,
Belki sonu yazılamamış bir hikâye gibi...
Ama o eksiklik, beni tüketmedi.
Aksine, içimde bambaşka bir insan büyüttü.
Sabretmeyi öğrendim...
Sessizliğin de konuşabildiğini öğrendim.
Bir insanın yokluğunun, bazen varlığından daha çok yer kapladığını öğrendim.
Kırdın beni...
Hem de kimsenin göremeyeceği yerden.
İnsan bazen dışarıdan dimdik görünür;
Ama içinde sessizce çöken koca bir dünya taşır.
Ben de öyleydim...
Gülümsemeyi bildim, konuşmayı bildim, yürümeyi bildim.
Ama her gece, kalbimde aynı eksiklikle baş başa kaldım.
Yine de sana kızamadım.
Çünkü bazı insanlar incitirken bile iz bırakır.
Ve bazı izler, acı verse de insanın en kıymetli hatırası olur.
Sen fark etmeden değiştim.
Eskiden insanlara çabuk inanırdım,
Şimdi karakterlerine bakıyorum.
Eskiden sözlere aldanırdım,
Şimdi sessizliklerin ne anlattığını dinliyorum.
Eskiden kalbimle hareket ederdim,
Şimdi kalbimi korumayı da öğrendim.
Belki sen bunların hiçbirini bilmeyeceksin.
Belki bir gün ismim bile aklına gelmeyecek.
Ama ben, seni hiçbir zaman kötü bir hatıraya dönüştürmedim.
Çünkü bazı insanlar hayatımıza acı bırakmak için değil,
Bize kendimizi öğretmek için gelir.
Bugün geriye dönüp baktığımda görüyorum ki;
Sen benim en büyük pişmanlığım olmadın.
En büyük öğretmenim oldun.
Sevmenin fedakârlık olduğunu,
Beklemenin sabır olduğunu,
Vazgeçememenin ise bazen insan olmanın en ağır tarafı olduğunu sen öğrettin.
Ve biliyor musun?
Hayatta birçok insan tanıyacağım belki.
Yeni yüzler göreceğim, yeni şehirlerde yürüyeceğim, yeni hikâyeler yaşayacağım.
Ama bazı insanlar vardır ki, onların yeri hiçbir zaman dolmaz.
Çünkü onlar bir anı değil, insanın ruhuna yazılmış bir cümledir.
İşte sen de benim için öyle kaldın...
Ne silinen bir isim,
Ne unutulan bir yüz,
Ne de geride bırakılan bir hikâye...
Sen, hayatımın en uzun cümlesi oldun.
Her noktasında biraz hasret, biraz sabır, biraz umut ve biraz da sessizlik taşıyan bir cümle...
Ve ben, o cümleyi hiçbir zaman tamamlayamadım.