Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
17 Nisan 2020, Cuma 00:08 · 93 Okunma
Hayatta kalmayı hak ediyor muyuz? - Sözümoki

Hayatta kalmayı hak ediyor muyuz?

İnsanlık tarihinin özeti; savaşlar, katliamlar ve ölüm. Yüzyıllardır insanlar birbirini öldürmekten başka bir şey yapmamışlar. Peki sonuç; hiçbir şey değişmedi. Birçok şeyi geliştirdik teknoloji, bilim, tıp…. Geliştik, modernleştik, uygarlaştık (sözde). Ama birbirimizi öldürmekten ileriye gidemedik. Aynı kısır döngünün içinde dönüp duruyoruz. Geçmişten ders almamız gerekirken sadece vahşetlerini örnek alıp birbirimizi öldürmeye devam ediyoruz. İnsanlar ilerliyor ama insanlık ilerlemiyor. Her nesil kendini özel ilan edip tüm gücünü kendinden olmayanı ayrıştırıp, öldürmeye harcıyor. Kimse durup düşünmüyor. Tarih boyunca aynı şeyler yapılmış ve hiçbir yere varılmamış. Oysa 'aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek dünyanın en büyük aptallığı' diyor bir düşünür. Ve gelmiş geçmiş bütün insanlar aynı aptallığı yapmaya devam ediyor.

Peki amaç ne? Birbirimizi öldürmekten ne kadar zevk alıyoruz ki yapabileceğimiz onca şey varken bununla uğraşıyoruz. Dünyaya gelişimizin tek sebebi birilerini öldürmek olamaz. Ve bunu sorduğunda hepsinin cevabı aynı; hayatta kalmak için yapıyoruz. Ne kadar büyük bir ironi değil mi? Hayatta kalmak için birbirimizi öldürüp duruyoruz. Oysa birlikte yaşamak ortak bir yol bulmak savaştan daha kolay. Bizse aynı aptallığımızla zor olanı seçip duruyoruz. Çünkü bu daha güçlü hissettiriyor. Diğerlerinden özel olduğunu düşünmek. Birilerini öldürecek güce sahip olmak, önünde diz çöktürtmek, hatta dünyanın sahibi olmak. Yani derdimiz hayatta kalmak falan değil. Çünkü bunun çok daha kolay yolları var. Gerçekten yaşamak istiyorsan başkasını da yaşatmalısın. Hayatta kalmak için ötekine de ihtiyacın var. Yani asıl sebep bu değil. Tek sebebi güç…

Herkes diğerinden daha güçlü olmak istiyor. Tarih boyunca yapılan bütün savaşlar bir güç gösterisi. Bizi hayvanlardan ayıran ve onlardan daha vahşi yapan şey bu. Hep en güçlü olmak istiyoruz. Ve bunu hissedebilmek için birilerini ezmemiz kendimize köle yapmamız gerekiyor. Oysa hayvanlar sadece hayatta kalmak için uğraşıyor. Gerçekten yaşam savaşı veren onlar. Bu yüzden hayvanlar saldırıya uğramadıkları, hayatları tehlikede olmadığı sürece diğerine saldırmaz. Ötekinin üstünde güç kullanmaya ya da hak iddia etmeye kalkmazlar. Ya da hiçbir hayvan başka bir hayvanı onun gibi olmadığı için öldürüp işkence yapmaz. Bunu sadece insanlar yapar. Çünkü güç hırsı çok başka bir şeydir. Sadece o hırs o kadar vahşileştirir ki insanı. Bu yüzden insanlar hayvanlardan daha tehlikelidir. Bu yüzden biz onlardan daha ilkeliz.

Tabi içimizde sadece kendini savunmaya çalışanalar da var. Saldırıya uğrayan, ötekileştirilen, öldürülen. Bazıları da bu yüzden vahşileşiyor. Çünkü devamlı saldırıya uğruyorlar. Ve devamlı kendilerini korumaya çalışıyor. Ne kadar barış yanlısı olsalar da bu savunma psikolojisi içlerinde ki merhameti ve barış isteğini öldürüyor. Birileri onları devamlı öldürüyor ve onlar da kendilerini öldürenlere karşı acımasız oluyor. Onları öldüren orduya değil o halkın tamamına suçsuzlara da öfkeli oluyor. Artık karşılarında barış yanlısı birileri olsa da geliştirdikleri savunma psikolojisi büyük bir nefrete, şiddete ve ırkçılığa dönüyor. Onları suçlayabilir misin peki? Verdikleri onca kayıptan sonra gördükleri tüm vahşilikten sonra masum ve barış yanlısı kalmalarını nasıl bekleyebilirsin ki? Tüm dünyanın gözü önünde gaz odalarında, fırınlarda öldürülen yakılan Yahudileri ırkçı oldukları için suçlayabilir misin? Zamanında tüm dünya öldürülmelerine seyirci kalırken hatta ortak olurken ona rağmen hala tüm dünya onları ötekileştirirken masum ve barış yanlısı olmalarını nasıl bekleyebilirsin ki?

Dünya tarihi vahşetlerden ibaret ve bu kimseyi rahatsız etmiyor. Tam tersi katliamlarını zafer diye çocuklara anlatıyorlar tarih derslerinde. Bu kadar ders alıyoruz işte tarihten. O kadar çelişkili bir dünya ki '"Burada cüzdan çalana hırsız diyorlar taht çalana fatih." (şanışer)

Ama hep kendimizi haklı çıkaracak sebeplerimiz var. Dünya tarihinin en büyük katliamlarına sebep olan Almanların. Hatta çok konuşulmayan ama Hitler'den daha vahşi olan Cengiz Han'ın bile haklı sebepleri var.
Ve biz… bir savaşın içinde değiliz gibi görünsek de her gün birçok insanı yargılayan, bilinçaltımıza işlenen kalıplarla bize hiçbir zararı olmayan insanları ötekileştiren hep daha üstün olduğunu düşünen biz. Medeni olduğumuzu söyleyip bize öğretilen ırkçılığını devam ettiren biz. Ben öyle değilim diyebilirsiniz. Ama günlük hayatımızda bile çok fazla ayrımcılık yapıyoruz. Ki kötü olan bunların farkında bile değiliz. Çünkü yaptığımız her şey için bir sebebimiz var. Dedim ya hep biz haklıyız. Biz sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz. İşin sonunda herkesin savunması bu. Ve tüm bu vahşetin içinde asıl soru şu: "Yaptığımız onca şeyden sonra hayatta kalmayı hak ediyor muyuz?"

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
  • Mukadder Sarı
    Mukadder Sarı Hayatta kalma iç güdüsüyle hareket etme mantığı evrim öncesi için geçerli olabilir. Ancak günümüzde çok az insan sadece hayatta kalmak için öldürüyor. Kişisel hırslarımızı, bahsettiğin gibi ırkçılığımızı ve ne yazık ki herşeyden önce Tanrı'mızı kullanıyoruz. Ya da bazen öyle şeyler yapıyoruz ki öldürmek iyimser kalır yanında. Mesela aşağılık ve acımasız yargılarımızla kendilerini değersiz hissettirdiğimiz insanlar, taciz ve tecavüzlere karşı suskunluklarımız ya da sadece "masumca" eleştiri yağmuruna tuttuklarımız. Vahşetin her türlüsünü yaşıyor ve yasatıyoruz ne yazık ki.
    17 Nisan 2020, Cuma 00:29
  • Zilan Sapan
    Zilan Sapan Evet yazının son kısmında bahsettiğim bu zaten ve işin özüne indiğin zaman kişisel hırslar dürtüler yani kendi çıkarlarımız kendi hayatımız çıkıyor ortaya özünde hayatta kalmaya çalışıyoruz mantığı var içimizdeki ilkel insanın getirdiklerinden dolayı günümüze uyarlanmış halinin savunmaları daha başka birini öldürmekte psikolojik şiddet uygulamakta aynı şey aslında aynı şiddetin tohumları ve nedenleri sebep olan dürtüler de aynı güç isteği ben daha özelim mantığı dürtülerimizin (hayatta kalma dürtülerimizin) getirdiği bencillik
    17 Nisan 2020, Cuma 00:46
  • Mukadder Sarı
    Mukadder Sarı 👍👍👍
    17 Nisan 2020, Cuma 00:52
  • Tolga Öztürk
    Tolga Öztürk Platin Destekçi Çok güzel bir yazı olmuş Zilan, kalemine sağlık. Bir yazarda en önemli şeylerden biri sosyal gerçeklik ve gözlem, bu yazında bunu fazlasıyla görülebiliyor. Takipteyim, sizin yazılarınız da aynı şekil de Mukadder Hanım :) her ne kadar son 2 yazınızı okuyamamış olsamda okuduklarıma şapka çıkaracak kadar beğendiğimi hatırlıyorum, aynı hamurda yoğrulmuşsunuz gibi :D :)
    17 Nisan 2020, Cuma 08:15
  • Mukadder Sarı
    Mukadder Sarı Teşekkür ederim Tolga bey sizden bu şekilde iltifatlar almak ciddi anlamda mutlu ediyor bizi. ☺️🙏
    17 Nisan 2020, Cuma 11:18
  • Zilan Sapan
    Zilan Sapan Çok teşekkür ederim hocam yorumunuz çok mutlu etti beni😊
    17 Nisan 2020, Cuma 22:30
Yazarın diğer paylaşımları;
Kraliçe Elizabeth mi olmak isterdin Hürrem Sultan mı? Neden?