Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
HAYIR VE ŞERİN KARŞILIĞI - Sözümoki
04 Haziran 2022, Cumartesi 18:41 · 176 Okunma

HAYIR VE ŞERİN KARŞILIĞI

LAİLAHE ILALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH Allahümme sallı ala seyidine Muhammedin adede mafi ilmillahi selaten daimeten bidaimi mülk illah
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُۜ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَراًّ يَرَهُ
“Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun (dünya ve ahirette) mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun (dünya ve ahirette) cezasını görecektir.” (Zilzâl, 99/7-8)
Kur’an-ı Kerim’in ahiretle ilgili olarak öne çıkardığı konuların başında, herkesin iyi veya kötü yaptıklarından sorumlu olacağı ve bunların karşılığını tam alacağı gelir.
Rabbimiz bir bütün olarak hem Mekke hem de Medine’de nazil olan ayetlerde sürekli olarak bu konuyu işlemiştir.
Aslına bakılırsa bu konunun sürekli işlenmesi biz insanların sonradan pişman olmayacağı işlere yönlendirilmesi maksadına yöneliktir.
İnsanlar birçok defalar haksızlık, adaletsizlik yapmasınlar diye uyarılmıştır. Yapıp ettiklerinin karşılığını hem dünya hem ahirette bulacağı bildirilmiştir.
Bu anlayış üzerine oturmuş bir yaşam biçiminin yeryüzündeki barış ve huzuru sağlayacağı, en önemlisi de, ancak bu anlayışın insanın haysiyetini, onurunu koruyacağını, kimliğini ve kişiliğini yücelteceğini bilmek gerekir.
Üstelik bu anlayış sadece bizim dinimizle de sınırlı değildir. Bu konu bütün dinlerin ortak olan yönlerinden bir tanesidir. Çünkü hakikati aramak, haksızlığa karşı durmak, kötülük yapanın cezasını bulmasını istemek insanoğlunun yapısında vardır.
İnsan dünyada kendisine yapılan haksızlığın bir tür karşılığını alacağına inanmakta ve öylece teselli bulmaktadır. Eğer insanlar herkesin yaptığı ile kalacağı inancına kapılırlarsa, bu defa insanın bütün olumlu şeyleri ortaya koyması, üretmesi, yardımlaşması, iyilik yapması gibi değer yargıları altüst olacaktır.
O halde dinimizin temel inanç esaslarından biri de dünya ve ahiret hayatında insanların yaptıklarının karşılığını şöyle veya böyle mutlaka bulmasıdır.
Buna samimiyetle inandığımız takdirde kötülük yapmak yerine iyilik yapmanın yollarını aramış olacağız. Bu anlayış aynı zamanda bizlere, hem bu dünyada yaptıklarımızı anlamlı kılmakta, hem de ölümden sonraki hayatta karşılaşacağımız konum hakkında bilgi vermektedir.
Yaptığının karşılığı tastamam kendine verilecek olan kişi bu durumda çevresini sevmeye çalışacak, etrafındakilerle beraber huzur ve barış dolu bir hayat yaşamanın gayreti içinde olacaktır.
İnsana yaptığının karşılığının eksiksiz verileceğine dair Kur’an’da oldukça fazla sayıda ayet bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şöyledir:
“Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah (ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Yunus, 10/26-27)
“Kim bir iyilik getirirse ona on katı vardır. Kim de bir kötülük getirirse o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.” (Enam, 6/160)
“Gerçek şu ki, inkar edenler ve zulmedenler, Allah onları bağışlayacak değildir ve onları doğru yola da iletecek değildir. (Nisa,4/168).
“Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmz… Allah her şeyi hakkıyla işitir ve görür.” (Nisa, 4/148)
Bir gün Peygamber Efendimiz (a.s) arkadaşlarıyla sohbet ediyordu.
“Söyleyin bakalım, müflis kimdir?” diye sordu. (Allah’ın elçisi, anlatmak istediği bir olaya arkadaşlarının dikkatini çekmek için böyle yapardı) “Parası pulu olmayana müflis denir” dediler. Bu tarif bir açıdan doğruydu. Ama âhiretteki iflâsı kapsamıyordu.
“Bir Müslüman kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıkar. Kıldığı namaz, tuttuğu oruç, verdiği zekâtlarla pek çok sevap kazanmıştır.
Ama kimine sövüp hakaret etmiş, kimine iftirâ atmıştır; onun malını yemiş, bunun kanını dökmüş, şunun canını yakmıştır. Hesap görülmeye başlanınca, yaptığı ibadetlerinin sevabı hakaret ettiği, iftira attığı, canını yaktığı kimselere dağıtılmış, daha üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları tükenivermiştir.
Başkalarına verecek sevabı kalmadığı için, haklarını yediği kimselerin günahı sırtına vurulmuş ve cehennemin yolunu tutmuştur. İşte asıl müflis bu kimsedir.” (Müslim, Birr 59; Tirmizî, Kıyâmet 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 303, 334, 371)

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Fakülte denilince aklına gelen ilk 3 husus?
X

Daha iyi hizmet verebilmek için sistem içerisinde çerezler (cookies) kullanmaktayız. "Çerez Politikamız" sayfasından daha detaylı bilgilere erişebilirsin.

Anladım, daha iyisini yapmaya devam edin.