Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
HER İNSAN BİR DÜNYA - Sözümoki
07 Ağustos 2020, Cuma 15:15 · 78 Okunma

HER İNSAN BİR DÜNYA

Yürüyüş biraz yormuştu,artık müdavimi olduğum cafeye vardığımda,her zaman ki masama,her zaman ki gibi sağ taraftaki sandalyeye oturdum. Böyle bir takıntım vardı,gittiğim yerlerde eğer en sağa oturmazsam rahat edemeyeceğimi düşünüyordum. Ve kitabımı otomatik hareketlerle masaya bırakıp,bir kahve sipariş ettim. Tanrı'm bu kadar sıradan,her gün bu kadar aynı olmak zorunda mıyız? Ve kitabı okumak yerine,bir süredir hayatıma entegre ettiğim tek yeniliğe başladım. İnsanları gözlemlemek. Bir süredir yapıyordum bunu. Çok sevdiğim sinir bilimci Sinan Canan'dan öğrenmiştim bu taktiği. "İnsan gezmeden mekan gezilmez " demişti. Fakat benim o kadar insan gezecek sosyal bir çevrem yoktu. Ya ben karşıdakini beğenmeyip hayatıma almıyordum,ya da gerçek anlamda muhabbet edebildiğim herkes daima yoğun oluyordu. Zaten beş yıldır kendimi dünyanın en boş insanı hissettiğimi söylersem yalan olmaz. Evlenip evime kapanmak beni mutlu etmişti. Kendi işimin patronuydum,kimseden emir almıyordum ve bana göre en önemlisi hobilerime istediğim kadar zaman ayırabiliyordum. Spor yapmak için 10 dakika kovaladığım,ancak sabahın erken saatinde kahvaltı ederken kitap okuyabildiğim,olur da belki yazı yazacak yer bulurum diye yanımda not defteriyle gezdiğim onca yıldan sonra,bu kadar rahatlık ben de endişeye sebep oluyordu. Bu rahatlığı hak etmediğimi düşünüyor,nerede son bulacak diye diken üstünde bekliyordum. Çünkü sistem rahatlığı hak etmediğimizi öğretmiş bize. Bu sistemde hobi yok,içi dolu bir muhabbet yok,para getirmeyen hiç bir üretim,üretimden sayılmıyor. Sadece koşturma var,ne kadar koşturursan,ne kadar acele edersen,o kadar işe yarıyorsun mantığını işlemiş bize sistem. Oysa topluma,evrene mutlu ve sağlıklı bireyler yetiştirmek neden bu kadar aşağılanır ki. Huzurlu bir evden işine giden adamın da sisteme katkısı göz ardı edilebilir mi? Kadının toplumdaki görünmez rolü,bu kadar basite indirgenebilir mi?

İşte şuradaki kadın mesela,patronundan yakınıyor. Ya da karşıdaki amca, önündeki yemeği tedirgin ve hızlıca yiyiş biçiminden "çabuk " denen kavramla nasıl içli dışlı olduğunu gösteriyor. Muhtemelen emekliliğe dahi hevesi kalmamış. Ve işte başörtülü bir kadın. Muhafazakarlıkla,medeniyet arasında kalmış gibi görünüyor. Oysa bana sorarsanız sadece kendi olamadığı bir bedeni,kendi olamadığı bir tarzı,kendi ifade biçimiyle boykot ediyor. Kendi başörtüsüme baktım,telefonumun ön kamerasından. O kadından halliceydim. Özellikle eşim ve çevremle son zamanlarda sosyal medyada yaptığım kendi sınırlarımı aşan paylaşımlarım üzerine ettiğim kavgalar düşünülürse,benim de kendi çapımda bir direnişe geçtiğim söylenebilir. Kendim olmanın mücadelesi,ben varım,buradayım diyebilme şeklim,benim yapım bu deme biçimim. Severek dinlediğim bir hint şarkısı geldi aklıma 'nachne de". Şöyle diyor şarkıda " bu güzel kızlar neden saçlarını kapatıyor,bırakın istedikleri gibi dans etsinler,siz kim oluyorsunuz da onlar hakkında atıp tutuyorsunuz ". Evet "siz kim ooluyorsunuz " deme şeklim bu benim. "Bana Allah'tan başka kimse karışamaz " deme şeklim. Bizi sürekli kalıplara hapsetmekten yorulmadınız mı? "Tesettürlü yerini bilsin,açık mini giymesin " demekten sıkılmadınız. Oysa hayatımız size ait değil. Diye düşündürdü bana karşımdaki kadın. Sonra cafeye baktım,toplasan 50 metrekare alanda onlarca hayat var. Her insan bir dünya,her insan bir hikâye. Anlaşılmayı,okunmayı bekleyen bir kitap.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Ölmeden önce yapmak istediklerim listen var mı? Varsa 3 tane maddeyi bizimle paylaş?