Hayattan bir şey öğrendiysem
o da şudur:
Herkes her şeyin farkındaydı.
Gözler yalan söylemezdi,
kalpler ise hiç susmazdı.
Kimse yanlışlıkla
yaralamadı,
terk etmedi,
ya da sevmedi.
Her bakış bir tercih,
her susuş bir karar,
her gidiş bir iradeydi.
Yaşam,
tesadüflerin oyuncağı değil;
farkındalığın
acımasızca dürüst
dansıydı.
Ve biz,
her şeyi bilerek
yaptığımız hatalara
“yanlışlık”
diyerek avuttuk kendimizi.