Ey yeryüzünde mana arayanlar,
Kaderi sevgiyle yoğuranlara,
Zamanı aşkla eğip bükenlere,
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Sevmeyi gaye bilen şu kalplerin,
Bir damla yaşla kâinatı diriltenlerin,
Sığar mı dünyaya tüm manaları?
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Bir mana bulmak gerek her kederde,
Mani olunmaz aşka düşenlere.
Yürek ne demekmiş bilirler onlar,
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Gönül heybesinde umut taşıyan,
Geceyi gündüze katıp yaşayan,
Kendi içindeki onulmaz dağı aşan,
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Gözle görülmeyen gizli sızıyı,
Alnına yazılan kara yazıyı,
Gülerek göğsünde dindirenlere,
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Kimi çölde arar, kimi deryada,
Mana gizli imiş tek bir sevdada,
Varlığını aşk yolunda verenlere,
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Sanma ki güneş kendi nârıyla doğar,
Aşığın bir ahı gider, göğü kızıla boğar.
Mecnun’un çölü mü, yoksa Ferhat’ın dağı mı dar?
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Hangi akıl ölçer kalbin yükünü?
Kim söküp atabilir aşkın kökünü?
Hor görenler bu sevdanın bükük boynunu
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Hor görüp geçmeyin mahzun yüzleri,
Yaralı bir kuşun yorgun izleri.
Yük etmeyin dile ağır sözleri;
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Emanet bu canı kırmayın sakın,
Bize bizden öte, bir bizden yakın.
İncitmeden öyle uzaktan bakın;
Hürmet edin, hürmet şu sevenlere.
Azmi Gök