Yorgunluk dedikleri
sadece omuzlara çökmez,
bir sandalyeye oturup dinlenince geçmez her şey…
Bazen bir bakarsın,
hevesin susmuş,
içindeki çocuk konuşmayı bırakmış.
Umut dediğin,
eskisi gibi ışıldamaz gözlerinde,
bir köşeye çekilmiş de
kendi kendine kararmayı öğrenmiştir.
Sabır…
en çok o yorulur zaten,
kimse fark etmez
en sessiz vedaları o eder.
Ve insan,
en çok kalabalıkların ortasında
kendine geç kalır…
Bir akşamüstü gibi çöker içine,
güneş batmaz aslında,
sadece senin içindeki ışık
yavaş yavaş vazgeçer.
Ama bil…
en derin yorgunlukların bile
bir uyanışı vardır.
Çünkü insan,
ne kadar içinden yorulsa da
bir yerinde hâlâ
yeniden başlayacak kadar
inatçı bir kalp taşır.