Giriş yap! Hesap oluştur!
Ara
Şifreni mi unuttun?
10 Mart 2019, Pazar 12:02 · 65 Okunma
İMAN VE ÇALIŞMA - Sözümoki

İMAN VE ÇALIŞMA


İman nedir? Herkesin bildiği  tanım şu: İman, Allah’a, Peygambere, Kuran’a meleklere,ahrete inanmaktır.  Hatta bu tanıma hayrın ve şerrin de Allah’tan olduğunu eklerler. Buna iman ederken, Allah’ın “Ben zalim değilim.” Demesine rağmen Allah’ın şer kaynağı olduğunu  (Haşa) kabul ederler.

İnsanlar, bunu dilleri ile söyleyip, kalpleri ile tasdik edince iman sahibi olduklarına  inanırlar. İman hakkında bilmesi gerektiğinin bu kadar olduğu  kabul eder, gerisini düşünmez. Çünkü atalarından kendisine böyle denmiştir. Kocaman ataları da yanlış bilecekler değil ya, bu tamamdır, ben iman sahibiyim der, ondan sonra da her haltı karıştırmaya başlarlar.

İman konusunda bildiğinin bu kadarcık olmaması gerektiğini bir gün düşünüp araştırmaz. Allah, bana kitap gönderdi, ben de ona iman ediyorum, bakayım ki içinde iman ile ilgili neler var, benim yanlışım var mı, bana söylenenler doğru mu diye açıp okumaz, üzerinde düşünmez, hayatı böyle devam eder gider.

Şimdi bakalım ki, iman nedir, Kuran’a göre  iman ile çalışma hayatı arasında bir ilişki var mıdır?
İman bardağa konmuş berrak su gibi orda durmalı mıdır? Yoksa etrafına fayda mı sağlamalıdır?
İman’ın kelime olarak anlamı, kendine ulaşan bir haberi, bir bilgiyi kabul etmek, bilginin sahibini doğrulamak, yalanlamamak.

Kuran, Allah tarafından insanlara verilen bilgilerin tamamını içinde bulunduran bir kitaptır. Bu bilgileri, haberleri ve hükümleri insana gönderen gücü, yani Allah’ı doğrulamak, O’nu yalanlamamak, Allah’ı kabul etmektir. İşte İman, kayıtsız şartsız bu kabuldur.

Allah, Ben varım, her şeyin yaratıcısıyım, doğmadım, doğurulmadım,  bütün eksiklerden uzağım, her şey bana muhtaç, Ben ise hiç bir şeye muhtaç değilim, başlancığım yok, sonum da olmayacaktır diyor. İman,  kesin olarak bunları Kabul etmektir.

Allah, peygamber gönderdim diyor, kabul.

Allah, size Kitap gönderdim diyor, kabul.

Allah, sizi bu kitaptan  ve nimetlerimden sorguya çekeceğim diyor, kabul.

Allah, benim gizli güçlerim,kanunlarım (meleklerim) var diyor,kabul.

Allah, sizi öldüreceğim ve yeniden diriltileceğim, hak edenleri cennetime,etmeyenleri de cehennemime koyacağım diyor, kabul..

Allah, ben zalim değilim, kullarıma zulmetmem, başınıza gelen kendi hatalarınız yüzünden gelir, ancak iyi olan şeyler benden gelir size diyor, kabul.

İşte Allah’ın Kitabı’nda yap dediklerini yapmayı, yapma dediklerini yapmamayı kesin olarak Kabul etmek,  imandır.

Ben iman  ettim, müslümanım, artık bu dünya hayatını istediğim gibi yaşarım diye düşünüp, buna gore davranmak Allah’ın istediği iman etme şekli değildir. Ama çevrenize bakın, çoğu insan boyle düşünmekte, böyle yapmaktadır. Bunun böyle olmadığını Yüce Allah bakınız şöyle anlatıyor bizlere:

Insanlar, denenmeden “İman ettik.” Demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Ankebud Suresi 2

Iman ettim diyen insan bir denemeden geçirilecektir.  Nasıl denenecek? Allah, bakacak, iman ettim diyor şun kulum ama, bakalım ne yapıyor, nasıl davranıyorsun? Yaptıkların imanına uygun mu?

Allah’ın iman sahibi kulu:

Çalışıyor mu, tembel tembel oturuyor mu?

Pis, kirli, pasaklı mı, çevresini kirletiyor etrafına zarar veriyor mu?

İnsanların haklarını yiyor mu?

Kamu mallarını çalıp çırpıp yiyor mu? Bu malların hakkı olanlara ulaşmasını sağlıyor mu? Yoksa buna engel mi oluyor?

Haksızlığa karşı direniyor mu? Haksızlık yapanı görünce görmezden gelip,   “bana ne canım” deyip uzaklaşıp gidiyor mu?

Yetime hakkını veriyor, ihtiyaç sahibini doyuruyor mu?

Yaptığı işi güzel yapıyor mu?  Bal hakikidir deyip mısır püskülü ve şeker mi katıyor, sucuğun içine etlerin en kullanılmazını koyup milleti mi kandırıyor,  at, it ve eşek etini dana eti diye mi satıyor?

Konuşunca yalan mı konuşuyor, söz veriyor tutmuyor mu? Cilalı sözlerle Allah, namaz, niyaz diyerek  elinde tesbihle okuyup üfürüp insanları kandırıyor mu?

Okumuyor, çalışmıyor, çalıştırmıyor, düşünmüyor, düşünüp anlatanlara karşı çıkıyor mu?

Kadını ikinci sınıf vatandaş görüp onu zevk aracı olarak mı görüyor?

Hepsi benim olsun diyerek altınları, paraları, malları biriktirip kimseye vermiyor,  benim daha çok olsun diye kardeşlerinin, komşununun mallarını da acımasızca elde etmeye çalışıyor mu?

Başını göğe kaldırarak, ayaklarını yere vurarak kibir ve gururla yürüyor mu?

Inandım, iman ettim diyen bunları  böyle  yapıyor mu? Yapmıyor mu?

Allah deneyeceğim diyor.  Bunları  yeniden okuyup  düşününüz, siz ne yapıyorsunuz acaba?
Iman eden insan bilmelidir ki, imansız amelin, yani her türlü eylemin ve davranışın kıymeti yoktur. Kuran, iman ile ameli birbirinden ayırmamış, tam tersi onları birbirine sıkısıkıya bağlamıştır. Kuran’da “ iman eden ve ameli salih işleyenler…” diye başlayıp devam eden elliden çok ayet vardır.

Ameli salih, Kuran dili ile Salihatı işlemek,  çok önemli bir Kuran kavramıdır. Salihat, ıslah etmekten gelir, yani bozuk olan bir şeyi düzeltmek demektir. Imanlı insan, iyi, güzel ve doğru olan bir şeyi bozmaz, aksine başkalarının bozduğu kötü, çirkin ve yanlış olan bir şeyi düzelten insandır.
Insanların davranışları, iş ve işlemleri, söyledikleri  sözleri imanlarına uygun olmalıdır. Allah nazarında iman olmadan yapılan iş ve davranışların hiç bir önemi yoktur. Iman sahibi insan her yaptığı davranışını ve yaptığı işini imanına gore yapmalıdır. Ben inanıyorum, iman sahibiyim diyen bir insan, üç kuruş daha fazla kazanacağım diye sütün içine su katıp saf süt diye satamaz, satmamalıdır. Bu davranış  ben de inanıyorum demesine uygun değildir.

Iman, inandım demekle olmaz.  Inandım diyen insanın imanı kalplerine girmelidir. Kalbe gimeyen ve davranışlarına, yani salihatına yansımayan imanın iman sahibine faydası yoktur. Yüce Allah diyor ki:

Bedevi Araplar, “İnandık!” dediler. De ki: “Siz inanmadınız, ama kendinizi sağlama aldık.” Deyin. İman henüz kalplerinize girmedi. Ve eğer Alah’a ve Elçisi’ne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiç bir şeyi eksiltmez. Gerçekten Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Hucurat Suresi14

Müslüman olmakla iman etmek ayrı şeylerdir. Insan müslüman olduğunu söyler, neden, müslüman toplumiçinde kendini garantiye almak,  zarar görmemek için. Ama iman sahibi olmak , yani mümin olmak, kayıtsız şartsız Allah’a ve onun getirdiklerini Kabul etmek, yapacağı iş ve işlemleri, davranışları iyi, güzel ve doğru yapacağına dair Allah’a söz vermektir. Allah, verilen sözün ve yapılan antlaşmanın yerine getirilmesini sever.

O fâsıklar ki Allah’a verdikleri ahdi, onunla anlaşıp bağlandıktan sonra bozar,Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keser ve yeryüzünde bozgun çıkarırlar. İşte bunlardır hüsrana uğrayanlar.Bakara  Suresi 27

Allah, iman ile yapılan iş ve işlemlerin birbirine uygun olmasını istemektedir. Böyle olunca her şey güzel olur, fakat bozgucuların ve inandım deyip de inanmayanların bu işine gelmez, çalıp çırpamazlar. O nedenle Allah’ın birleştirmesini istediği iman ile ameli ayırmaya çalışılar. Mümin, aklını kullanan insandır, bu tuzağa düşmemeli, amelini imanına göre yapmalıdır.

Imanı ile  davranan ve iş yapanları Allah mükafatlandıracağı gibi,  bu ikisi arasını açanları da azaba uğratacaktır. Onlar zarar göreceklerdir. Bu zarar ve azabın bir bölümü bu dünyada, yani yaşarken, asıl büyük acı ve azap da öteki dünyada çekilecektir.

Asr Suresi

Zamana yemin ederim ki:

İnsan, muhakkak gerçekten hüsran/ kayıp- zarar içindedir.

Şunlar hariç:

        İman edenler

        İyi, doğru ve güzel iş yapanlar

       Birbirlerine hakkı  ve sabrı tavsiye edenler.

Herkesin hemen hemen ezbere bildiği bu surede iman ile güzel iş yapanlar zarardan, ziyandan kurtulacak olanlardır. Ve bu o kadar önemli ki, Yüce  Allah bunu Asra, zamana yemin ederek bizlere bildiriyor.

Allah’a inandım demek yeterli değildir. Sadece Allah’a inanmalıdır insan. Allah’a inandım diyorlar, nasıl inanıyorsa, şeyhleri, türbeleri, hocaları, tarikat önderlerini, cincileri, falcıları, taşları, ağaçları kutsal bilip Allah ile aralarına alıyorlar. Allah’a inanıyorum  deyip de Allah ile aralarına yedek ilahlar koyanlar, Allah’ın bağışlamayacağı tek günah olan şirk batağına batıp gidiyorlar da,ne yazık ki haberleri yok.

Fatiha suresi ayet 5:

YALNIZ SANA İBADET EDER,YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ.

Işte iman bu. Yalnız, sadece, başkası yok ibadet edilecek ve yardım dilenecek. Sadece Allah.. Başkası yok. Aracı yok. Koyun gibi güdülmek yok. Aklı kiraya vermek yok. Her şeyi gören bilen sadece Allah’tır. Sadece O, başka yok. Çünkü O, insana şah damarından daha yakındır. Kaf 16 Çünkü O, aklımızdan geçen ve geçmeyen her şeyi bilir. Çünkü O, kuvvet ve kudretin tek kaynağıdır.

Bu sadece Allah için yazılmış bir yazıdır.

Saygılarımla…                           
 ===================================      ========================

            Kuran’ı Kerim Bakara suresinin 30-34 ayetlerini dikkatinize sunmak istiyorum.

Rabbin Meleklere:

“Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği vakit, melekler: “Biz seni överek yüceltip dururken, orda fesat çıkaracak, kan dökecek bir şahıs mı yaratacaksın?” dediler.

Allah: “Ben sizin bilmediğinizi bilirim. “buyurdu.

Ve Allah, Adem’e bütün isimleri öğretti. Sonra o varlıkları ve nesneleri meleklerin karşısına çıkarıp:

“Görüşünüzde doğru iseniz, bunların isimlerini bana söyleyin,” dedi.

  Melekler:

 “Seni bütün eksiklerden uzak tutarız, bizim senin öğrettiklerinden başka bildiğimiz yoktur. Her şeyi bilen ve hikmet sahibi olan Sensin.”dediler.

  Allah:

  “Ey Adem, onlara onların isimlerini anlat!”

Adem onların isimlerini meleklere anlatınca  Allah;

“Size demedim mi, göklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim, ve Ben, sizin açıkladığınızı ve gizlediğiniz şeyleri de bilirim.” Dedi.

Allah meleklere;

“Ademe secde edin.” Dediğimiz vakit, İblisten başka hepsi secde ettiler. İblis secde etmedi, kibirlendi ve kafirlerden oldu.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Karikatür (Günün Karikatürü)
Hikaye (Günün Hikayesi)
Kankamın en çok ............. yönünü seviyorum. (cümlesinde noktalı yere ne yazardın?)
Sözümoki © 2019 - V.8
Destekçilerimiz →