İnsan, insandan vazgeçmez sandım,
insan insana yüklediği mânâdan vazgeçer.
“Farkın yokmuş kimseden” der,
ben farklı bakmışım bilmeden…
Gözlerimde bir bahar taşırken,
sen bir demet sarı çiçek oldun ellerimde.
Rüzgârda savrulan eteklerin gibi,
umutlarım da dağıldı sessizce.
Duvarlar soğuk, taşlar kayıtsız,
sen yürürken bile veda ediyordun aslında.
Her adımında bir “hoşça kal” gizliydi,
ben duymazdan geldim, duymazdan…
İnsan insandan gider,
hem de en sevdiği yerden.
Bir demet çiçek gibi sarılıp kalırken,
kokusu bile unutulur zamanla.
Bırakırım o zaman ellerimi,
bırakırım mânâyı, yükü, hayali.
Çünkü insan insandan vazgeçmez sandım,
meğer insan, insandan giderdi en güzel haliyle...