Öyle bir zamana denk geldik ki;
doğruyu söylemek cesaret,
yanlışa susmamak başkaldırı,
vicdanlı olmak ise neredeyse bir yük oldu.
Ayıp, utanılması gerekenlerin yüzünden çekildi;
sessizce kenara çekilip
olan biteni izleyenlerin arasına saklandı.
Vicdan, çıkarların gölgesinde yoruldu.
İnsanlık ise her geçen gün
biraz daha unutulan bir kelimeye dönüştü.
Artık herkes haklı olmak istiyor,
ama kimse kendine dönüp
“Ben nerede yanlış yaptım?” diye sormuyor.
Herkes konuşuyor,
ama çok az insan gerçekten dinliyor.
Herkes görünmek istiyor,
ama çok az insan gerçekten insan kalmaya çalışıyor.
Oysa insan olmak;
güçlünün yanında durmak değil,
haksızın karşısında durabilmektir.
Kimsenin görmediği yerde de doğruyu seçmektir.
Birinin canını yakabilecek güce sahipken
merhameti tercih etmektir.
Belki bu çağda insan kalmak zor...
Belki vicdanını korumak,
kalbini temiz tutmak,
iyiliğini kaybetmemek büyük bir direniş.
Ama yine de vazgeçmemeli insan.
Çünkü dünya ne kadar kirlenirse kirlensin,
bir insanın içinde taşıdığı iyilik
karanlığa karşı yakılmış küçük bir ışık gibidir.
Bazen insan kalmak,
bu çağın en büyük cesaretidir.