Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
18 Nisan 2020, Cumartesi 03:48 · 79 Okunma
İyilik meleği naziler - Sözümoki

İyilik meleği naziler

Kötülük... Kötülük kimden yayılıyor dünyaya. Kim gerçekten kötü, ya da kötü olmak için ne yapmış olmak gerekiyor tam olarak tanımını yapabiliyor muyuz. İçinde bir yerlerde kötülüğü saklamak da seni kötü yapar mı?
Cani olarak tanımladığımız insanlara bakın mesela, katillere. Yaptıklarını öğrendiğimizde dışlarız onları, hor görür ve ne kadar kötü olduklarına hayret ederiz. Oysa onlarda bizim için aynı şeyi düşünüyor. Bütün sosyopatlar diğerlerinin, normal ya da iyi olarak geçinen bütün insanların içinde bu vahşiligin olduğunu düşünüyor. Hatta bir kitapta bir sosyopata ait bir söz okumuştum. Aynen şöyle diyordu: "Onlar da bizim gibiler, içlerinde bu vahşiligi barındırıyorlar. Yaptıklarımızı izleyip bizi kınıyorlar ama aslında her ayrıntıyı merak ediyorlar. Hepimiz aynıyız aslında sadece onlar kendilerini daha iyi saklıyorlar. Topluma uymak adına bütün dürtülerini bastırıyorlar . Bizim tek farkımız onlardan daha cesur olmamız."
Gerçekten böyle mi? Hepimizin içinde böyle bir cani yatıyor mu?
Bir çoğumuz kabul etmiyoruz bunu. Normal olduğumuzu, o manyaklardan olmadığımızı söylüyoruz. Gerçekten öyle mi?
İnsan beyninde Arkipallium denen kısım var. Bu kısım beynimizin en ilkel bölümü, şiddete dair her şey beynimizin bu kısmıyla ilgili. Aynı zamanda insani duygularımızı işleyen ve ilkel dürtülerimizi bastıran ön loba da sahibiz hepimiz. Sosyopatlarin, cinayetten zevk alan kişilerin, ön lobunun çalışmadığını biliyoruz. Peki insanların vahşice şeyler yapmasina bir tek bozuk ön lob mu sebep oluyor? Kötülük yapan herkesin beyninde sorun olduğunu söylemek büyük bir iddia olmaz mı? Ayrıca bu mantıkla gidersek Nazileri nasıl açıklayabiliriz? Milyonlarca Nazinin, Almanlara destek veren o insanların hepsinin beyninde sorun mu vardı?

Savaş sonrası tutuklanan Nazi komutanları özel bir hapishaneye götürülmüştü. Özel dediğimiz sorgulamak için özel teknikler kullandıkları bir hapishane.
Nürnberg Hapishanesi...
Hapishaneye araştırma yapmak için gelen bir psikiyatrist vardı 'Douglas McGlashan Kelley'
Üst düzey Nazilerin tutulduğu bu hapishane bütün psikologların ilgisini çekmişti. Hepsi nerdeyse dünyayı ele geçirmek üzere olan bu adamları merak ediyor onlarla görüşüp, düşüncelerini anlamak istiyorlardı. Bu görev için mesleğinde fazlasıyla başarılı olan Kelley seçilmişti. Araştırma konusu ise şuydu: "Nazileri diğer insanlardan ayıran psikolojik ve karakteristik ortak özellikler var mıdır? Bir Nazi virüsü söz konusu mudur yoksa her insanın böyle bir vahşete sebep olma potansiyeli var mıdır?"
Kelley mahkumların hepsiyle günlerce konuştu hatta onlarla arkadaş oldu. Özellikleri Reich Mareşali olan Hitler'in sağ kolu Hermann Göring ile yakın ilişkiler kurdu. Hatta ondan fazlasıyla etkilendi.Göring'in intiharından yıllar sonra aynı şekilde intihar edecek kadar etkilendi hem de. Uzun zaman süren bu araştırmanın sonucuysa şuydu:

Kelley, Göring gibi vicdani yükü olmayan ve narsisizmle hareket eden adamların, vakitlerini " büyük masalar ardında birer iş adamı, politikacı ve gangster olarak büyük kararlar vererek" geçirdiklerine inanıyordu.
Tutsaklarla uzun süre boyunca yakın olan Kelley, birkaç nitelik gösterdiklerine inanıyordu; şaibeli bir doğruluk dürtüsüyle gerçekleştirilen hemen hemen her hareketi haklı gösteren ölçüsüz bir hırs, zayıf bir ahlak ve aşırı vatanseverlik. Üstelik Nazilerin en seçkin ve güçlüleri bile, bir canavar, şeytani bir makine ve ya ruhsuz ve duygusuz bir robot değildi. Göring'in ailesi için endişelenmesi, Schirach'ın şiir sevmesi ve Kaltenbrunner'in stres altındayken korkması Kelley'i etkilemiş ve eski tutsaklarının diğer insanlar gibi duygu ve tepkileri olduğuna ikna etmişti. "Üçüncü Reich'i hor görerek yaptıkları şeylerden dolayı onlara tiksinti ve nefretle baktığımız için" bu gerçekleri reddeden herkes, büyük bir hata yapmış olur. Görece normal olmaları, olağan üstü bir soruyu havada bırakıyor. Açıklanamayan edimleri nasıl anlaşılabilir? Nazileri anlamadan ya da psikozlarını teşhis etmeden, Kelley'in isteksizce vardığı tek sonuç, çok sayıdaki insanın, savaş suçluları gibi davranışlar gösterme potansiyeline sahip olmasıydı.
Psikiyatrik kanıt eksikliğinden dolayı Kelley, Almanları açıklamak için tekrar sosyoloji tarih ve Korzybski semantigine döndü. "Delilik, Nazilerin durumunu açıklamıyor," diye yazdı. "Her insan gibi onlar da kendi çevrelerinden etkilenmişlerdi."

Bu vahşetle ilgili psikolojik açıdan yapılan en büyük araştırma buydu sanırım. Ve Kelley'in de vardığı sonuç üzerine aslında hiç birimiz masum, temiz, mükemmel insanlar değiliz. Onları yargılamaya, aşağılamaya hakkımız yok bizim. Çünkü hepimiz potansiyel suçluyuz. Hepimiz içimizde bir yerlerde o vahşiligi taşıyoruz. Gerek kişisel çıkarlarımız için gerek hırslarımız, gerek hayatımız hatta ırkımız için hepimiz bugün eleştirdiğimiz ve bizden farklı olduğunu söylediğimiz o canilerden biri olabiliriz. Çünkü hepimizin içinde böyle bir vahşete sebep olma potansiyeli var. Hepimizin içinde bir canavar var. Sadece o canavarı neyin tetiklediğini bilmiyoruz. Hepimizin beynindeki o ilkel kısım çalışıyor ve saldırmaya vahşete hazır bekliyor. Hepimizin içinde bir kötülük var yani bu yüzden hiç kimse fazlasıyla masum olduğunu iddia edemez. Bu yüzden insanların yaptıklarına şaşırmak aptallık. İçimizde var bu çünkü, beynimizin içinde, her şeyi yapabilecek bir canavar var.

Tabii bu çok büyük ve korkunç bir iddia. Ve fazlasıyla kötümser. Bu teze göre herkesin her şeyi yapabileceğine inanmalisin. en sevdiklerinin bile çok kötü şeyler yapabileceği olasılığını bilmelisin
Bu ihtimaller bizi güvensizliğe iter. Hiç kimseye güvenmiyor olmak büyük yüktür.
Peki böyle bir durumda iyi insan tanımlaması kim için kullanılahilir? Kime iyi insan denir ya da?
Azra Kohen'e göre iyi niyet aslında çok ciddi bir zeka gerektirir.Çünkü insanların iç yüzünü görüpte buna rağmen benim kisiligime kötülük yakışmaz demek gerçekten çok ciddi bir irade ve zeka istiyor. Ancak bu iradeyi kullanamayan insanlar beynin ilkel kısmını dinlemeye başlıyorlar. Çünkü yargılamak nefret etmek eleştirmek her zaman anlamaya çalışmaktan daha kolaydir.
Yani hepimizin içinde bir Jekyll bir Hyde var seçim senin.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
  • Mukadder Sarı
    Mukadder Sarı Zilan yazın enfes olmuş öncelikle bunu söyliyim,sonra kendi fikrimi belirtmek istiyorum. Aslında Azra Kohen'in iyi niyetli olmak ciddi bir zeka gerektirir teorisine sonuna kadar katılıyorum. Ancak "insan özünde iyidir " de demişti ki burada bazı çelişkilerim var. Her insanda iki dürtüden de olduğu kesin, ancak ne yazık ki ilkel dürtüleri dinlemek her zaman daha kolay geliyor ki bu yaptığımız ufak dedikodularda bile gösteriyor kendini. Buradan yola çıkarak iyi niyetin ve zekanın da kaslar gibi sürekli çalıştırılması yani dolayısıyla sürekli hissettiğimiz her duyguyu analiz edip ona göre davranmamız lâzım. O zaman bu da Azra Kohen'in "insan özünde iyidir " teorisini çürütüyor. Ve senin önceki yazınla bağdaşıyor. İlkel beynimiz günümüz tanımlamasıyla hayatta kalmak adına her türlü ilkesizliği yapıyor.
    18 Nisan 2020, Cumartesi 11:17
  • Zilan Sapan
    Zilan Sapan Bu zaten eski bir yazı biliyorsun ama ben Kohen'in sadece o sözünü biliyorum ona katılıyorum ama insan özünde iyidir tezine katılmıyorum ki yazıda da bunu anlatıyor zaten ve bu sadece benim düşüncem değil Naziler üstünde araştırma yapan psikiyatrist de bu sonuca ulaşmış ve uygun koşulları sağlandığında her insanın böyle bir vahşete sebep olma olasılığı var yaptığımız çoğu hareketin altında ilkel dürtülerimiz olduğunu düşünürsek özümüzde iyi olduğumuzu söylemek çok saçma olur özümüzde kötüyüz ancak zihnimizi geliştirmeye çalışır Azra Kohen'in dediği gibi iyi bir zekaya sahip olursak o zaman dürtülerimizin bizi yönetmesine engel olabiliriz
    18 Nisan 2020, Cumartesi 12:24
  • Mukadder Sarı
    Mukadder Sarı Esasında kötü bir öz yadırganacak bir durum değil aslında. Tam tersi yaşamın devamı için gerekli. Mesela her an tetikte olmaları gereken ve karınlarını doyurmak için avlanmaları şart olan avcı toplayıcı grupların avlamaları gerektiği hayvanlarla empati kurduğunu bir düşünsene.... Belki de özümüzde kötü olmamızın esas amacı hayatı sürdürebilmektir. İyi niyeti çalıştırma egzersizleri burada devreye giriyor ki bu da konfor alanından sürekli çıkıp yeni durumlar ve duygular keşfetmeni sağlıyor. Hayatını konfor alanında geçiren insanların bir süre sonra nasıl parazite dönüştüğünü göz önünde bulundurursak, özünde kötü olmanın bile hayatın devamı için gerekli olduğunu söyleyebiliriz sanırım
    18 Nisan 2020, Cumartesi 12:53
  • Zilan Sapan
    Zilan Sapan Özümüzde kötü olmanın esas amacı sadece hayatımızı sürdürmek olabilir ama sadece kendi hayatımızı sürdürmek üzerine kurulu tam tersi olsaydı tüm insanların hayatını sürdürecekleri ortak bir yol bulur kimseyi öldürmeden de hayata kalabilirdik ki bunun sonucu önceki yazımda dediklerime geliyor yine kötü olmamizin amacı özünde hayatta kalmak olabilir ama dediğim gibi düşünürsek o zaman asıl sebebi dünyanin oluşumunu devam ettirmek kendimizi ve dünyayı geliştirmek ve en önemlisi iyiliğin önemini bilmek bir kötülük olmadan iyiliğin değerini bilemeyiz iki eğer devamlı bir tehdit içinde olmazsak içimizdeki kötülük olmazsa ve hayatta kalabilmek için diğerleriyle çatışmak zorunda olmazsak kendimizi geliştiremeyiz çünkü insan ancak zor durumda kaldığında yeni yollar aramaya başlıyor ve bu şekilde hem kendini hem de dünyayı değişitiriyor ve yazarın dediği gibi en önemli tecrübeler büyük kaoslardan çıkar neyse burada fazla anlatamıyorum daha fazla uzatmayayım devamını sonra anlatırım
    18 Nisan 2020, Cumartesi 16:24
  • Mukadder Sarı
    Mukadder Sarı Olur daha sonra konuşuruz. Dediğine katılıyorum ne yazık ki gelişmek için kötülüğe ve konfor alanını zorlamaya ihtiyacımız var. Ancak şurada çok kısa bir ayrim yapiyim yorumlarımı evrim ve ilkel komünal toplumu baz alarak yaptım. Başka alternatifler konuşulur
    18 Nisan 2020, Cumartesi 17:42
Yazarın diğer paylaşımları;
"Bu konuda çok sabırsızımdır" dediğin konu nedir?