Her sabah aynaya bakıp
Bir yalanı üzerime geçiriyorum,
Dikişleri gülüşten yapılmış,
Ama içi sessiz çığlıklarla dolu.
“İyiyim” diyorum,
Sanki bu kelime
Bir zırh gibi koruyacak beni hayattan…
Oysa en çok o kelimenin içinde yaralanıyorum.
Omuzlarım taşıyamıyor artık
Sahte hafiflikleri,
Her adımımda biraz daha çöküyor içim,
Ama kimse duymuyor içimdeki gürültüyü.
Gün boyu alkışlanıyorum,
Ne kadar güçlü diye…
Oysa kimse bilmiyor
Güç sandıkları şeyin
Sadece dağılmamak için verdiğim savaş olduğunu.
Akşam oluyor…
Kapıyı kapatıyorum dünyaya,
Yavaşça çıkarıyorum o kostümü,
Ve işte o an başlıyor gerçek.
Kemiklerim sızlıyor,
Ruhum yorulmuş bir işçi gibi
Sessizce yere çöküyor…
Ve ben, ilk defa
Gerçek halimle kalıyorum kendimle.
Ama en çok da şunu fark ediyorum:
İnsan en ağır yükü
Başkalarını rahatlatmak için
Kendi gerçeğini sakladığında taşır.