Kader bekler sessizce bir köşede,
gözleri kapalı, eli açık
ama yalnız gelene kapı açmaz,
yalnız küçülene değmez parmağı.
Bir tohum düşer toprağa körce,
ne bilir derinliği, ne çürümeyi;
yine de iter duvarı yukarı,
kader tam o anda eğilir öne.
Demirci döver, kor kızarır,
eller yanar kader seyredip güler;
ama son çekiçte, en son darbede
bir kapı açılır kimsenin görmediği.
Yorgunluk bir dua gibidir,
tere düşen her damla bir kelime
kader bu duayı duyar mı bilmem,
ama duymadan geçmez de yanından.
Belki kader yazılmıştır önceden,
belki her şey çoktan bitmiştir
ama gayret sorar: *Bitmiş mi gerçekten?*
Ve kader susar. Ve yol uzar. Ve insan yürür.
Kader güçlünün yanına değil,
yorulmayı öğrenmiş olanın yanına oturur.