Senin suçun yoktu.
Ben, sevilmediğim bir kalpte
ısrar etmeyi seçtim.
Akıl çoktan gitmem gerektiğini fısıldarken
kalbim hâlâ “belki” diyordu.
Sevilmediğimi
iliklerime kadar hissettim.
Bir bakışın eksikliğiyle,
bir suskunluğun fazlalığıyla…
İnsan sevilmediğini en çok kendini açıklamak zorunda kaldığında anlıyor.
Her şey ortadaydı.
Eksik olan sevgiydi,
ben fazlaydım.
Bir kalpte yer yokken
yer açmaya çalıştım kendime.
Ama kalbe söz geçmiyor.
Kalp, aklın ikna olmadığı yerden tutunuyor hayata.
Bazen insan bile bile yanmayı seçiyor,
sırf vazgeçmeyi beceremediği için.
Senin suçun yoktu.
Ben, gitmem gereken yerden
kalbimi alamadım.