Bir çağın eşiğinde durdu kalbim,
Göğsümde ateşten bir sancak gibi.
Adımı rüzgâra verdim,
Niyetimi göğe yazdım
Ve sevmeyi bir savaş bildim.
Ama kader,
Gerçek hisleri
Yanlış kalelerin kapısına götürdü.
Ben içimde ordu taşıyordum,
Onlar misafir sanıyordu sevgiyi.
Ben yeminle geldim,
Onlar hevesle karşıladı.
Ben kalıcıydım,
Onlar geçici bir mevsim.
Bir kelime söyledim,
Onlar cümleyi duymadı.
Bir ömür bıraktım avuçlarına,
Onlar anlık ısındı, sonra üşüdü.
Ben derinliktim,
Onlar kıyıda durup denizi tanıdığını sandı.
Ey kalp!
Sen yanlış değildin.
Sadece yükünü taşıyamayan omuzlara denk geldin.
Kılıcın keskindi,
Ama savaşçılar oyuncaktı.
Bu imtihan,
Bir yenilgi değildi.
Bu, sahte kalabalıklardan
Gerçek yalnızlığa geçişti.
Bu, kanayarak öğrenilen bir bilgelikti.
Çünkü herkesle yürünmez bu yol.
Herkesle yakılmaz bu ateş.
Bazıları sıcaklık ister,
Ama yanmayı göze alamaz.
Ve sen…
Kendini suçladın.
Oysa sen sadece
Yanlış isimlere destan yazmıştın.
Şimdi kalbin,
Daha sessiz ama daha asil.
Daha temkinli ama daha güçlü.
Artık biliyor:
Gerçek hisler
Herkese nasip olmaz.
Yanlış insanlara denk gelmesi
Bir lanet değil,
Bir elemedir.
Ve gün gelir,
Aynı savaşı göze alan bir yürek çıkar karşına.
O zaman bu şiir,
Bir ağıt değil,
Bir zafer marşı olur.
Çünkü kalbin doğruydu.
Sadece adresi yanlıştı.