Bazı geceler vardır, sessizliği bile ağır gelir insana,
Biriken bütün cümleler düğümlenir boğazına.
Gözlerin uzaklara dalar, kimse bilmez nedenini,
Çünkü her insan kendi içinde saklar bir hikâyesini.
Bir sokak lambası aydınlatır ıslak kaldırımları,
Yağmur sessizce yıkar insanın yarım kalmış anılarını.
Kimi bu manzarada yalnızca bir gece görür geçer,
Kimi bir ömrün sığmadığı sessizliği hisseder.
İnsan bazen susar, anlatacak sözü kalmadığından değil,
Anlattıklarının anlaşılacağına inanmadığından.
Çünkü bazı yaralar vardır, dokunuldukça derinleşir,
Bazı gönüller vardır, en çok da anlaşılmayınca sessizleşir.
Her tebessümün ardında bir mutluluk aramayın,
Her suskunluğun ardında huzur var sanmayın.
Bazen en güzel gülen gözler geceleri ağlar,
Bazen en güçlü görünen yürek, kendi içinde parçalanır.
Bir insanın sessizliği, her zaman huzur demek değildir,
Bazen içinde kopan fırtınanın dışarıya taşmamasıdır.
Dudaklarından dökülmeyen her söz, unutulmuş değildir,
Belki de anlatmaktan yorulmuş bir kalbin son sığınağıdır.
Kimi insanlar vardır, acısını kimseye duyurmaz,
En ağır yüklerini bile başkasının omzuna koymaz.
Gece olur, herkes kendi düşlerine çekilir,
Onlar kendi içlerinde bin kez yıkılır, yeniden dirilir.
Sakın bir insanı yalnızca sustuğu için güçlü sanma,
Belki de gücünden değil, yorgunluğundan konuşmuyordur.
Belki herkese yetişmekten kendine geç kalmıştır,
Belki de bir zamanlar çok anlatmış, artık umudunu kaybetmiştir.
İnsan en çok anlaşılmayı bekler sevdiği insandan,
Bir bakışta okunmayı, bir susuşta duyulmayı arar.
Çünkü gönül, kelimelerden önce hisseder bazı şeyleri,
Bazen bir sessizlik, binlerce cümleden daha çok şey anlatır.
Ne yazık ki herkes aynı derinlikten bakamaz hayata,
Kimi yağmuru sever, kimi yalnızca ıslanmaktan yakınır.
Kimi gecenin karanlığında yıldızları görür,
Kimi ışıkların altında bile kendi karanlığında kaybolur.
Birinin kalbinde fırtınalar koparken,
Diğeri gökyüzünün ne kadar sakin olduğuna bakabilir.
Çünkü insan, bilmediği acıyı kolayca küçümser,
Yaşamadığı bir yangının külünü nereden bilebilir?
Cemal Süreya'nın dizelerinde yankılanan o derin hakikat gibi:
Bir insanın içini anlamak, yüzüne bakmakla olmaz.
Sesindeki sessizliği duymak gerekir bazen,
Çünkü her fırtına gürültüyle kopmaz, her acı gözyaşıyla akmaz.
Öyleyse yargılamadan önce biraz dur, biraz dinle,
Belki bir insanın bütün dünyası saklıdır tek bir cümlede.
Belki sana sıradan gelen o sessiz bakışında,
Koca bir ömür tükenmiştir kimsenin bilmediği bir savaşta.
Bir gün sen de susarsan, anlarsın belki onları,
İçinde büyüyen ama dile gelmeyen o kırgınlıkları.
Bir zamanlar anlamadığın sessizliklere başka gözle bakarsın,
Ve insanın en büyük yalnızlığının anlaşılmamak olduğunu anlarsın.
Çünkü herkes duyar da herkes dinlemez,
Herkes bakar da herkes gönülden görmez.
Bir insanın yüreğine ulaşmak istiyorsan eğer,
Önce kendi kalbinin kapısını aç; gerisi kendiliğinden gelir.
...
Her sessiz insanın içinde anlatılmamış bir hikâye,
Her yorgun bakışın ardında saklı bir mücadele vardır.
Kim bilir kaç gece, kaç gözyaşı, kaç yarım cümle,
Bir insanın suskunluğuna sığdırılmıştır.
Öyleyse bir gönlü anlamadan hüküm verme,
Bir insanın yarasını bilmeden acısını küçümseme.
Çünkü bazen bir kalbin tek ihtiyacı,
Nasihat değil; sessizce yanında duran bir yürektir.
Ve belki de insanı gerçekten anlamak,
Bütün sözlerini duymak değil, sustuğu yerde kalabilmektir.
Çünkü bazı fırtınalar anlatılarak değil,
Bir başkasının yüreğinde hissedilerek diner.