İnsan en çok, kendisine benzemeyene kırılıyor.
Sırtından vuranları tanırsın; acısı keskindir ama öğretir.
Kalbinden öpülen yer ise sessizdir, orada incinmek utançla karışık bir şaşkınlık bırakır.
Çünkü kötülük beklediğin yerden değil,
iyiliğe inanmayı seçtiğin yerden gelir darbe.
Ben sana yük olmadım, yaralarını kullanmadım,
zayıflığını silah yapmadım.
Kalbine dokundum; herkesin hoyrat geçtiği yerden incitmeden geçmeye çalıştım.
Belki de hatam buydu.
İnsan bazen kötülüğü anlar, ama iyiliği hazmedemez.
Çünkü iyilik, borç çıkarır insanın önüne;
ve herkes borcunu ödemek istemez.
Nankörlük çoğu zaman kötülükten değil,
ödenemeyen bir iyiliğin ağırlığından doğar.
Ben senden bir şey istemedim.
Ne kal, ne git dedim.
Sadece kalbinin kapısını çalmadan girdim,
çünkü içerde kimse yok sandım.
Meğer sen, en çok orayı terk etmişsin.
Şimdi anlıyorum:
Herkes seni sırtından vurdu diye sertleştin,
ama ben kalbinden öptüm diye kaçtın.
Bazı insanlar acıya alışır, şefkate yabancı kalır.