Ne elinden gidene ne de başınıza gelene üzülmeyin.”
Bu, Kur'an-ı Kerim’de geçen ve insanın yüreğine serinlik indiren bir hakikattir (Hadid Suresi, 23. ayet).
İnsan, kaybettiklerini kaderin bir eksiltmesi zanneder. Oysa bazen eksilmek, fazlalıklardan kurtulmaktır. Elinden giden şey belki de yükündür; sen onu nimet sanmışsındır. Başına gelen ise belki bir ceza değil, bir terbiye, bir yön değiştirmedir. Çünkü hayat, sadece istediğimiz gibi ilerleyen bir yol değil; bize lazım olanı öğreten bir mekteptir.
Kaybettiğinde sabretmek, kazandığında şımarmamak… İşte imtihanın özü budur. Elinden gidene üzülürsen geçmişin esiri olursun. Başına gelene isyan edersen bugünün kıymetini kaçırırsın. Oysa iman, insanı iki uçurumdan da korur: Pişmanlık ve panik.
Unutma; senin için yazılan kader, sana yakışanı değil, seni olgunlaştıranı yaşatır. Bazen bir kapı kapanır ki yanlış odaya girmeyesin diye. Bazen bir insan gider ki kendini bulasın diye. Bazen de bir musibet gelir ki kalbin fazlalıklardan arınsın diye.
Üzülme demek hissiz ol demek değildir. Üzül ama yıkılma. Ağla ama umudunu kaybetme. Çünkü her olan, ya bir nimettir ya da nimete dönüşecek bir derstir.
Elinden gidene razı olursan hafiflersin.
Başına gelene teslim olursan güçlenirsin.
Ve bil ki; Rabbine güvenen insan, kaybettiğini sandığı hiçbir şeyden gerçekten mahrum kalmaz. ????