İçimde fazlasıyla kayıp satırlar var,
rüzgârın unuttuğu sayfalar gibi dağılmış.
Bazısı bir bakışta yarım kalmış,
bazısı gözyaşıyla mürekkebi akmış.
Kimini bir akşamüstü sakladım
gözlerimin arkasına, kimini
bir “keşke”nin kıyısına iliştirdim.
Adını unuttuğum nehirler gibi akıyorlar içimde,
sessiz, derin, kimsenin bilmediği.
Bazen gece yarısı uyanıyorum
bir dize boğazımda düğümlenmiş.
Söylesem dağılacak, sussam
içimi kemirecek.
Ne kadar çok şey öldü bende
hiç ölmemiş gibi dururken.
Kayıp satırlarım,
siz benim en sadık yoldaşlarımsınız.
Beni terk etmeyen,
beni en çok üzen,
beni en çok ben yapan.
Belki bir gün
hepinizi toplayıp
bir tek satıra sığdırırım:
“Burada çok sevdim,
burada çok öldüm,
burada hâlâ yaşıyorum.”
Ve o zaman
içimdeki bütün kayıp satırlar
nihayet
bulunmuş olur.