Geçmişin tozlu yollarında yürürken
kendimi buluyorum bazen,
bir gölge gibi, hatalarımla el ele.
O anlar var ki
susmalıydım, söylememeliydim;
ya da konuşmalıydım, söylemeliydim.
İkisi de eksik kalmış,
ve şimdi ruhum onları taşımakta yorgun.
İçimde bir ses
“Özür dile kendinden,” diyor,
ama kelimeler yetmiyor,
zaman suskun,
pişmanlık derin.
Bazen gülümsüyorum kendi hatama,
bazen ağlıyorum sessizce,
çünkü her yanlış
beni ben yapan taşlardan biriymiş.
Özür dilemek,
geçmişin zincirlerini çözmek değil,
kendini anlamakmış meğer…
Ve ben
kendi gölgeme uzattığım elime
barış diliyorum yavaşça.
Her özür bir nefes gibi,
her nefes bir başlangıç…
Ve ben
kendi geçmişimde
yeniden doğuyorum.