Bugün kendimle ilgili yeni bir eşikten atlıyor gibiyim. Canımı yakanların canının yandığını görmekle ilgili şu dizeler dolandı dilime “Ellerin kışı bahar eder mi? Tutuşunca yüreğimi örter mi?” . Sanki ait olduğum değeri hatırladım bugün. Canın o yol sana ait olmadığı için yandı güzelim, başkasının kışı sana bahar getirmez, bahçene ektiğin tohumlar mevsimi geldiğinde yeşerecek. Arkadaşımla konuşurken farkettim, yürüdüğüm yollar canımı yaksa da almam gereken cevaplar ben peşine düşmeden önüme düşer hayatta. İnatla kabullenmek istemem, yürümeye çalıştığım o yol her seferinde daha da yakar canımı. Bugün olmayacak olandan dilimle vazgeçip içimle yürümeye devam ettiğim yolların , beni hak etmediğini idrak ediyorum sanki. Sınavlara çalışırken sabaha kadar uykusuz kalıp her şeye bakarsın ama sınavda her şey birbirine girer ya uyumadığından. Olgunlaştıramamışsındır ya bildiklerini. Öyle bir şey gibi ben hep aktif bir şekilde çözmeye çalıştığımdan çözemedim sanki hayat denklemini. Bi uyuyup uyansam yerli yerine konacakmış oysa tüm emeklerim. Çözümün yanlışlığını idrak etmişim de silip silip aynı yoldan çözmeye çalışmışım problemi. Halbuki bir bıraksam uyuyup uyansam belki de kalem oynatmadan göreceğim çözümü.