İnsan bazen en çok, cevabını bildiği soruların altında ezilir. Çünkü bazı insanlar, kalbine umut bırakır ama ömrüne kendini bırakmaz. Gelişiyle seni yeniden hayata inandırır, gidişiyle ise bütün inançlarını yanında götürür.
En acısı da şudur: Seni susturan kişiyle, sana konuşmayı sevdiren kişinin aynı olmasıdır. O zaman kırgınlığını kime anlatacağını bilemezsin. Ne onu suçlayabilirsin, çünkü sevmişsindir; ne kendini affedebilirsin, çünkü inanmışsındır.
Bazı vedalar, bir mesajın eksikliği değildir. Bir ömrün içinde açılan sessiz bir boşluktur. O boşlukta insan her gece aynı soruyu fısıldar:
"Beni bu kadar seven de sendin... Peki şimdi yokluğuna beni kim alıştıracak?"
Ve zaman öğretir ki; bazı hesaplar insanlara değil, hayata kalır. Çünkü her kalp, kırıldığı yerden değil; vazgeçtiği yerden büyür. Ama bazı isimler vardır ki... Aradan yıllar geçse bile, içindeki sessizlikte hâlâ aynı soruyu yankılar:
"Seni bana sevdiren de sendin... Şimdi seni bana unutturacak olan kim?"