Önemi yok artık,
diyorum kendime her sabah.
Çünkü bazı acılar
anlatıla anlatıla değil,
susula susula diner.
Rüzgâr esti bir vakit,
dal kırıldı içimde.
Ne gölge kaldı altında dinlenecek,
ne de meyve uzanacak bir umut gibi.
Bir ağacın yalnızlığına benzedim sonra,
ayakta ama eksik.
Hevesler kursakta kaldı,
adı konmamış nice hayallerle.
Tam sevinecekken susturulan çocuk gibi,
tam gülecekken hatırlayan yüz gibi
yarım kaldı içimde her şey.
Gönül zaten yorgundu;
bir de vefasızlık eklendi üstüne.
Şimdi kimseye kırgın değilim,
yalnızca eskisi kadar inanmıyorum.
Ve öğrendim:
İnsan en çok
toparlamaya çalıştığı yerden dağılır.
Ama yine de yaşar…
Çünkü bazı kalpler
kırıkken bile atmayı sürdürür.