Güven, inşa edilmesi yıllar alan ama yıkılması bir anlık bir yapıdır. Bir kere yalan söylendiğinde, artık sadece o söz değil, söylenmiş her şey sorgulanır hale gelir.
En acı veren şey yalanın kendisi değildir çoğu zaman; ondan sonra hiçbir şeye tam olarak inanamamaktır. "Acaba bu da mı yalandı?" sorusu, en masum cümlelerin bile arkasına gizlice yerleşir.
Yalan söyleyen kişi belki unutur söylediğini. Ama dinleyen kişi, bir daha hiçbir şeyi eskisi gibi dinleyemez. Çünkü güven kırıldığında, kulaklar değil şüpheler konuşmaya başlar.
Bu yüzden bir yalan, sadece bir cümlelik bir hata değildir. Bir ilişkinin, bir inancın, bir güvenin temelini sarsan bir depremdir. Ve depremden sonra hiçbir zemin eskisi kadar sağlam hissettirmez.