KIRILDIĞIM YERDEN BAŞLIYORUM
Ben ne zaman bu kadar yoruldum, bilmiyorum.
Hani insanın bir günü olur… her şey üst üste gelir derler ya…
Benim öyle bir günüm olmadı.
Benimkisi yavaş yavaş oldu.
Sessizce.
Kimse fark etmeden.
İçimde bir şey eksildi önce.
Adını koyamadım.
Kimseye anlatamadım.
Zaten anlatsam da kimse anlamazdı.
Çünkü dışarıdan bakınca…
Her şey normaldi.
Gülüyordum.
Konuşuyordum.
Hatta bazen gerçekten iyiymişim gibi davranıyordum.
Ama kimse şunu görmedi:
Ben içimden yavaş yavaş yok oluyordum.
İnsan en çok neye kırılır biliyor musun?
Beklemediği yerden değil…
En güvendiği yerden.
Bir gün aynaya baktım…
Kendimi tanıyamadım.
Ben böyle biri değildim dedim içimden.
Ben bu kadar susmazdım.
Bu kadar içine atmazdım.
Bu kadar yalnız hissetmezdim.
Ama işte… oldum.
Kimse öğretmiyor insana nasıl güçlü olunacağını.
Herkes “güçlü ol” diyor ama…
Nasıl?
İçin dağılmışken mi?
Kalbin kırıkken mi?
Geceleri uyuyamazken mi?
Ben güçlü olmadım.
Ben sadece… mecbur kaldım.
Bazen konuşacak kimse bulamaz insan.
Ama susacak gücü de kalmaz.
İşte o arada bir yerde… sıkışıp kalırsın.
Ben orada kaldım.
Uzun süre.
Kimseye anlatamadığım şeyler birikti içimde.
Söylesem hafifler miyim dedim…
Söyleyemedim.
Çünkü bazı acılar vardır…
Anlatınca küçülmez.
Aksine… daha gerçek olur.
Ben o gerçekle yüzleşmekten korktum.
Ama kaçamadım da.
Geceleri… herkes uyurken…
İçim konuşuyordu.
“Böyle mi olacaktı?” diyordu.
“Hayat bu mu?” diyordu.
Cevap veremiyordum.
Çünkü ben de bilmiyordum.
Bir şeyi fark ettim sonra…
İnsan bir anda yıkılmıyor.
Parça parça gidiyor.
Biraz hayalinden…
Biraz kalbinden…
Biraz umudundan…
Ve bir gün…
Geriye sadece yaşayan bir beden kalıyor.
Ben işte tam oradaydım.
Yaşıyor gibi… ama yaşamıyordum.
Kimse sormadı “iyi misin?” diye.
Soranlara da “iyiyim” dedim zaten.
Çünkü kimse gerçekten cevabını duymak istemez.
Herkes alışmış… kısa cevaplara.
“İyiyim.”
“Geçer.”
“Zamanla…”
Ama bazı şeyler geçmez.
Sadece insan alışır.
Ben de alıştım sandım.
Ama alışmak… iyileşmek değilmiş.
İçimde hâlâ konuşan bir yer var.
Susmayan.
Unutmayan.
Kırıldığı yeri hâlâ hisseden.
Ve ben…
İlk defa kaçmadan…
İlk defa susmadan…
Her şeyi anlatmaya karar verdim.
Çünkü belki de…
Bu hikâye sadece benim değil.
Belki de sen de…
Benim geçtiğim yerlerden geçtin.
Belki de bu yüzden…
Okurken durup derin bir nefes alacaksın.
Ve içinden sadece şunu diyeceksin:
“Bu… benim hayatım.”